Agît eylemi
GABAR’DA AGİT’İN SON GECESİ…
Patikalar karanlık bir geceye uzandı
Gerilla denilince ilk onun adını ve elinde silahıyla ayakta duran siluetini hatırlarız. 15 Ağustos atılımının komutanı Mahsum Korkmaz (Agit) kısa yaşamına bir gerilla efsanesini sığdırdı. 20 yıl önce Gabar dağında Mahsum Korkmaz’ın yaşamını yitirdiği 28 Mart gecesini arkadaşları anlattı..
Fevzi Aydın (Selim):
1986 bahar atılımı için çeşitli ve kapsamlı eylem planlarımız vardı. Planladığımız bu eylemleri peş peşe gerçekleştirip Gabar’dan Cudi’ye geçecektik. Bizim Guina’daki karakolun kaldırılması eyleminin keşfini Harun, Hayri, Zana ve Bozan’la birlikte yapmıştık. Zivinga Şikaka bahçelerinin bulunduğu Pavan’a gittik. Burada daha önce cezaevinde ajanlaştırılan Behrem Üner üzerimize ateş açtı. Çatışmak zorunda kaldık. Çatışma sonunda yedi kişi öldü. Devletten alınan 7 G1 silahını kaldırdık.
Düşman bu gelişmenin ardından alanda olağanüstü yığınak yaptı. Bütün köylere karakol kurdu arazinin bütün stratejik noktalarını tuttu. Planlamadaki eylemleri için erzak ve teknik malzemelere ihtiyaç vardı. Düşman alanı öyle sıkı tutmuştu ki, değil eylem için günlük ihtiyaçlarımız için bile günlük erzak çıkaramıyorduk.
Askerler üzerimize gelemiyor, buna karşın bütün köyleri geçiş hatlarını ve stratejik noktaları tutarak bizi hareketsiz kılıp dar bir alana sıkıştırmaya çalışıyordu. Planladığımız bahar eylemlerini erzaksız ve malzemesiz gerçekleştiremedik. Bu durumu aşmak için alan değiştirip Gabar’dan Cudi’ye geçme kararı alındı.
Cudi’ye geçiş
Agit arkadaş bu kararı Meydin ile Deşta Lala arasında bir yerde bize duyurdu. Cudi’ye geçeceğimizi söyledi. ‘Geçiş sırasında bir sorun olursa buluşma noktamız burasıdır’ dedi.
Meydin yakınlarındaki bu noktaya denk arazide grubun öncüsü sürekli bendim. Cudi’ye Deşta Lala arazisinden geçecektik. Aramızda bu köyden arkadaşlar vardı. Agit arkadaş bu arkadaşlardan birinin öncü olmasını istedi. Ben Deşta Lala arazisinde de gruba öncülük edebileceğimi söyledim. Agit arkadaş ‘Sen hep öncüydün. Burada arazi kendi arazileridir. Hızlı yol almamız gerekir. Sende biraz dinlenirsin’ dedi. Böylece Deşta Lala’dan Abdurrahman benim yerime yürüyüş kolunun öncüsü oldu.
Akşam üzeri yürüyüş kolumuzun öncüsü Deşta Lala’lı Abdurrahman’ın ardından sırayla: Guyinalı Ferhat (Ömer Kaya), Fadıl, Xırxıla Kemal, Harun, Agit arkadaş, Agit arkadaştan sonrada ben vardım. Benden sonra Cafer ve İbrahim’i hatırlıyorum. En az 30 kişiydik. Yürüyüş kolu mesafesi 10-15 metreydi.
Bu yürüyüş düzeni içinde Meydin, Deşta Lala ve Derşev köyleri arasında uzanan geniş bir vadiye doğru inmeye başladık. Yürüyüş kolunun önü vadiye ulaştığında karşı sırttan asker geçtiği haberi geldi. Agit arkadaşın talimatı ile durduk. Burada hepimiz bulunduğumuz yerde havanın kararmasını bekledik. Bekleme sırasında Agit arkadaş bana takılarak ‘Fevzi Aydın! Ne diyorsun? TC askerleri ile çatışmayalım mı?’ dedi. Bende büyük bir istekle ‘Çatışalım heval!’ dedim.
Hava kararınca yeniden harekete geçtik. O gece hızla Gabar’dan Cudi’ye geçmek istiyorduk. Bir süre yürüdük. Öncümüz Abdurrahman yolu çıkarmakta zorlanarak bizi arazi de dolaştırmaya başladı. Bu dolaşma sırasında bir yerde izlere rastladık. Agit arkadaş izleri inceledikten sonra uygun bir yerde mola verilmesini istedi. Gece karanlık ve hava soğuktu. Arazi soğuktan donmuş karla kaplıydı. Grup, günlerdir ciddi hiçbir şey yememişti. Ateş yakıp ısınarak dinlendik.
Abdullah Bayık (Gürcan):
27 Mart 1986 gününün akşam üzeriydi. Gabar’da Meydin’in hemen üzerinde ‘Deşta bira’ noktasındaydık. Agit arkadaş, Yaşar’ı, Celal’i ve beni yanına çağırarak: ‘Bu gece Berkeber’e geçeceğiz. Siz önden çıkın, keşif yapın. Çok dikkatli olun. Bir şey görürseniz, geri dönüp gelin. Yoksa (Sipivyan’a giden vadinin üzerinde bir tepeyi buluşma yeri olarak göstererek) orada bizi bekleyin. Siz gelmezseniz yolun açık olduğunu anlayarak, biz size geleceğiz’ dedi.
Deşta Bira’daki noktamız ile Agit arkadaşın bizimle buluşmak için verdiği nokta arası yaya olarak yarım saatti. Bu iki nokta arasında araziyi dürbünle keşfettik. Agit arkadaşın belirttiği gibi tekrar Deşta Bira noktamıza dönmemizi gerektiren bir durum yoktu. Bu durumda Agit arkadaşın buluşma yeri olarak verdiği tepeye çıktık ve orada onları bekledik. Bir süre sonra arkadaşlar geldiler.
Vadiye iniş…
Agit arkadaş bizden durumu sordu. Biz de: ‘Meydin’de asker olduğunu, arazide ise köye dönen çobanların dışında hareket ve görüntü olmadığını’ rapor ettik. Agit arkadaş burada bir süre bekleyeceğimizi söyledi. Hava kararırken harekete geçtik. Grup öncümüz Bizim köyden (Deştalala’lı) Abdurrahman’dı. Hatırladığım kadarıyla Ferhat, Xırxıla Kemal, Faik, Selim, Agit arkadaş, Harun, Cafer , Sarı İbrahim, ben ve benden sonra Bozan vardı.
Ondan sonra da otuz kişilik grubumuzun geri kalanı sıralanıyordu. Yürüyüş kolunda mesafe on-on beş metreydi. Tepeden vadiye inmeye başladık. Yürüyüş kolumuzun önü vadiye indiğinde biz hala sırttaydık. Sırtın üzerinde bir yerde önden: ‘Karşı sırtta asker var’ denildi. Bu bilgi üzerine Agit arkadaşın talimatıyla hepimiz bulunduğumuz yerde mevzilendik. Düşman gücü hemen karşımızdaki sırtta bize çapraz, yürüyüş halindeydi. Arazideki konumumuza göre saldırı üstünlüğü düşmana aitti. Konumumuzdan dolayı biz onlara saldıramazdık. Düşman gücü kendi yürüyüş hattında kaybolduktan sonra biz de ters yönde Sipivyan’a doğru hareket ettik. Sipivyan, Meydin, TRT tepesi üçgeninde bir yerde mola verdik. Akşam dokuz-on suları olmalıydı.
Sessizlik…
Orada Selim arkadaştan sonra nöbete ben çıktım. Nöbet sırasında köpek havlamaları duydum. Bir saatlik nöbet süresinde aralıklarla süren köpek havlaması dikkatimi çekmiş, beni rahatsız etmişti. Nöbet boyunca bütün dikkatime rağmen bu aralıklı köpek havlamalarından başka bir şey duyup, hissetmedim. Nöbet dönüşünde Agit arkadaşa Nöbetim boyunca aralıklarla köpek havlaması duyduğumu söyledim. Agit arkadaş köpek sesinin yönünü sordu. Ben bunu arazide izah ederken, ateşin başındaki öteki arkadaşlar duyduğum köpek havlamaları için, köyden geliyordur, dediler. Ben bu araziyi tanıyorum. Çevremizdeki köyler normal köpek havlamalarının bize ulaşacağı mesafede değil, bu köpek arazide ve yakınlarda bir yerde havlıyordu, dedim. Benim ısrarlarıma karşı aynı bölgeden olan Ferhan, Selim, Bozan, bu soğukta gece arazide köpek dolaşmaz. Asker de araziye çıkarken yanına köpek almaz, diyerek havlamaların köyden başka yerden gelemeyeceği üzerine fikir yürüttüler.
Şiddetli bir patlama
Ateş başında süren bu tartışmaları Agit arkadaş dinlemekle yetindi. Gece saat bir sularında hareket ettik. Geçtiğimiz alan hala karla kaplıydı. Hava çok soğuktu, kar donmuştu. Yürüyüşe geçerken Agit arkadaş, herkes yanındakini tanısın. Yürüyüş mesafesi on metredir. Öncüler ve yürüyüş düzeni aynıdır. Eğer bir pusu durumu olursa, kopanlar için buluşma noktamız bu nokta ya da Deşta Bira’dır, dedi. Agit arkadaş bir de parola verdi.
Donmuş kar üzerinde yürüyorduk. Üzerinde yürüdüğümüz kar ağırlığımızı kaldıracak kadar donmuş, neredeyse buz tutmuş olduğundan ezilmiyordu. Bu şekilde epeyce yürüdük. Arazide yolu çıkaramayan öncümüz Ferhan’ın bizi epeyce dolaştırdığını anladık. Önden, yol hattımızda izler görüldüğüne dair bilgiler geldi. Ardından herkes yerinde kalsın talimatı verildi. Bize sessiz olun, uyarısında bulunan Agit arkadaş, arazideki izleri inceledi. İzler tazeydi… Bunu dikkate alarak yeniden yürüyüşe geçtik. Gece geçtiğimiz arazide Ferhan yolu çıkaramayıp bizi dolaştırırken daha önce çaprazımızdan geçen düşman gücüyle aynı hatta gelmiş olmalıydık… Önümüze çıkan izlerde onların izleri olmalıydı… TRT Tepesinin yan tarafında tamamen donmuş karla kaplı dik bir sırtı tırmanmaya başladık. Bu tırmanışın bir yerinde şiddetli bir patlamayla bulunduğum yerden savrularak yere düştüm. Uğradığım basıncın etkisinden kurtulup toparlanınca hemen yanımdaki kayalığa mevzilendim. Aynı kayalıkta İbrahim (Sarı) arkadaş ile Bozan da mevzilenmişti.
Sarı İbrahim:
Kayalık bir sırtı tırmanarak ilerliyorduk. Geceydi. Hava soğuktu. Mart ayı sonlarında olmamıza rağmen tırmanmakta olduğumuz Gabar’ın yüksekleri hala karla kaplıydı. Kar gecenin ayazından donmuştu.
Bir yerde izlere rastladık. Agit arkadaş eliyle dokunarak izleri inceledi: ‘Bu izler taze ve düşmana ait izler. Dikkatli ilerleyin’ diyerek uyardı… Yeniden yürüyüşe geçtik. Tırmandığımız sırtta bir yerde silahlar üzerimize çalışmaya başladı. Pusuya düşmüştük ve pusudaki düşmanla içiçe girmiştik. Önümüzde büyük bir kayalık yükseliyordu. Düşman önümüzü kesen bu kayalıkta pusuya yatmıştı. Saat gece yarısından sonra 2-3 suları olmalıydı.
Huzursuz ve heyecanlıydı…
Çatışma sırasında bulunduğum siperden ön hatlara bakarken Selim ile Hayri’nin donmuş karın üzerinde parende atarak aşağı vadiye doğru çekildiklerini gördüm. Bir süre sonra onlardan biraz daha ilerde Agit arkadaşa benzeyen uzun parkeli birinin daha kar üzerinde parende attığını gördüm. Bu arada, daha sonra akademi sahasında (Bekaa) intihar eden Ferhat (Ömer Kaya) yanıma geldi. Ben grubu korumak için bir süre daha çatıştım. Bu süre içerisinde yanımda duran Ferhat çatışmıyordu. Nedenini sordum. Mermisi bitmiş. Bir pusuda bütün mermileri bir anda yakmak olacak iş değildi. Gerilla açısından bu kuralsızlıktı. Üstelik huzursuz ve heyecanlıydı… Bütün bunlar normal değildi.
Çatışma fazla sürmedi. Sanırım en fazla 20 dakika yarım saat sürmüştü. Bizde donmuş karın üzerinden parende atarak aşağı vadiye indik. Vadide arkadaşlar toplanmıştı. Orada Metin (Kalender İlhan) arkadaşın yaralı olduğunu gördüm.
Fevzi Aydın:
Pusuya düşmüştük. Pusu dibine kadar gelmiş olduğumuz bu yüksek kayalığın üzerine kurulmuştu. Taramalar bu kayanın üzerinden yapılıyordu. Ateş edemiyor, düşmanla da çatışmaya giremiyordum. Düşman beni görse hemen imha ederdi. Karanlık olduğu için göremiyordu düşman. Üstümde yükselen kaya hedefi koruduğundan ateş etmem anlamsızdı. Burada sanırım birkaç dakika kaldım.
Agit yanıma geldi
Bu sırada Agit arkadaş yanıma geldi. Karanlıkta: ‘Selim sen misin?’ diye sordu. ‘Benim heval’ dedim. Bana, ”Ben arkadaşların yanına geçiyorum. Belli bir mesafeden sonra sende gel, dedi ve yanımdan ayrıldı. Agit arkadaş gittikten kısa bir süre sonra çatışmanın sürdüğü karanlık ortamı gözledim. Bir şey göremedim. Ardından silahımı göğsüme bastırıp donmuş kar üzerinde yuvarlanarak Agit arkadaşın peşinden gittim. Bütün bunlar olurken çatışma sürüyordu. Donmuş kar üzerinde yuvarlanıp kayarak aşağı vadiye kadar indim. Vadiden biraz ilerledim. Hayri ile karşılaştım. Hayri ile birlikte biraz daha ilerleyince birine daha rastladık. Bu grup öncümüz Abdurrahman’dı. Abdurrahman vadinin içinde ayakta dimdik hareketsiz durmuştu. Ona, kendisine ve arkadaşlara ilişkin sorduğumuz soruların hiçbirine yanıt vermedi. Orada dikildiği yerde sıtması tutmuş hastalar gibi titriyordu. ‘Haydi gidelim Abdurrahman’ dedik, yine yanıt vermedi. Kilitlenmiş gibiydi. Abdurrahman’ı orada bırakıp vadinin içinde biraz daha yürüdük, Harun arkadaş ile karşılaştık. Harun’un arkasında vadiye inen bütün arkadaşlardan oluşan kalabalık bir grup vardı. Geri dönüp Abdurrahman’ı da kolundan tutup gruba getirdik. Burada sayım alındı. Agit arkadaş ile Lezgin’in aramızda olmadığı anlaşıldı. Metin arkadaş dizinden yaralıydı. Vadiyi gün ışımadan terketmemiz ve kararlaştırılmış noktaya gidip Agit arkadaşı beklememiz gerekiyordu. O noktaya doğru hareket ettik.
Yazar: Şoreş Amed
DURAN KALKAN’ la röportaj:
Mahsum Korkmaz ile tanışmanız ne zaman olmuştu?
Bu konuda net bilgi veremem, yanılmıyorsam 1977’de bir toplantıda ilk karşılaşmamız olmuştu. Orada her halde ilk görüşme imkânım oldu. Daha sonrada şahadet yıllarına kadar hep sözüne sadık, sözüne sahip olarak anımsarım.
İlk dikkati çeken ve belirgin özeliği sizce neydi?
Özlü, ifade etmek istediğini rahatça ifade edebilen bir konuşma üslubuna sahipti. İnsanlarla ilişkilerinde ciddiydi. Karşısındaki üzerinde etki bırakan bir kişilikti, ilişki tarzı öyleydi. Bu nedenle güven vericiydi. Ahbap çavuşluk anlamında ilişkileri yoktu. Ama ciddi işler yapma bakımından tarzı güven vericiydi. Dolayısıyla insanlar kendisiyle ilişki kurmada çekinmezlerdi, onunla iş yapmaktan çekinmezlerdi. Çünkü birlikte işe girdiklerinde başarılı olacaklarına dair güvenleri olurdu. Agit arkadaşın duruşu, yaklaşımları, kişilik özelikleri işe ciddi yaklaşmayı, hesaplı iş yapmayı, bunun sonucunda da başarmayı içeriyordu. İnsanda ilk karşılaştığında böyle bir izlenimi veriyor güven oluşturuyordu. Pratikte tanıdıkça bu durum daha çok kendini gösteriyordu.
Zamanını nasıl değerlendirirdi?
Zamanı iyi değerlendiren bir duruşu hep vardı. Okumaya, araştırmaya, öğrenmeye çalışıyordu. Çok okuyucuydu, tartışmacıydı diyemeyiz. Fakat inceliyordu ve böyle harekete katılmıştı, Önderlik düşüncesi temelinde hareket etmek istiyordu. Ama Apo’cu düşünceleri nedir, ne değildir? Yine sol, sosyalizm, ulusal kurtuluşçuluk neyi içeriyor? Öğrenmeye, özümsemeye çalışan bir yaklaşımı vardı. Öğrenmeden bir şey benimsemeden katılmıyordu. Pratikte uğraştığından, daha fazla başarılı olması için öğrenmeye ihtiyacı olduğunu hissediyordu. Kendisinin o bakımdan inceleyen, dinleyen, araştıran, öğrenip anlamaya çalışan bir pozisyonu hep vardı. Tabi daha belirgin özeliği pratikçiliğiydi. Bu anlamadığı, bilmediği anlamına gelmiyor. Bu yanıyla Kemal Pir kişiliğine benzer yanları vardır. Konuşma üslupları benzerdi, kısa özlü konuşan. Yine anlayarak katılan, kendini iyi çok kısa sözlerle ifade edebilen, çok tartışan değil ama hüküm veren, özlü bir ifadeyle kendini karşındakine ifade edebilen bir durumları vardı. Bu bir bilinç yoğunluğuydu.
En çok onun pratikçilik yönünden bahsedilir.
Pratikçilik yanları esastı, bununla yapmayı, yapmanın gerektirdiği işin gerektirdiği tarz, üslup, tempo kazanmayı esas alan ve o yünde gelişen bir durumları vardı. Agit arkadaş işe göre kendini iyi hazırlayıp motive ediyordu. Hangi iş olursa olsun, ister eğitim olsun, ister bir pratiği yapma olsun, ister bir eylem. Savaş konusunda tabi bir refleksi vardı. Askerlik konusunda bir bilinç düzeyi de edinmişti. Daha çok kitaplarla birlikte, kitaplarda çıkardıklarıyla oluşturduğu bir bilinçti bu. Savaşı anlayan, savaşa yatkın, komutanlaşmaya yatkın ordu özeliğini taşıyan bir kişiliği vardı. Karar verebilen, planlama yapan, hareket tazına sahip olan, başkalarını düzenleme, yönlendirme yeteneğine sahip olan bir kişiliği vardı. Bireysel eylemcilikte de başarılı oldu. Gençlik kavgalarında da etkiliydi. Batman’da lise öğrenimi sırasında da, gerillaya adım atışında da hep kendisini bir gerilla bir savaşçısı olarak gördü. Gerilla düzenine girdiğinde de, gerillayı düzenlemede, birliği düzenlemede, ister yürüyüş, ister yaşam, ister eylem, isterse yaşamı düzenlemede olsun bütün yeteneklerin onda olduğu görüldü. Yeteneklerini pratik tecrübeyle deneme sınamayla hızla geliştirdiği ve dolayısıyla hep yönetici komuta düzeyindeydi. Yeni gelişen bir harekette çok fazla yöneticilik yapan kimseler yoktu. Dolayısıyla yetenekleri olanlar en önde komuta görevlerini üstlenmek durumunda kalıyorlardı. Agit arkadaşta hep bu durumda seyretti. Pratik ilerledikçe hem gücü mevzilendirme harekete geçirme, hem de savaşta mevzilendirip planlayıp yürütmede yetenekli olduğunu, savaş planı yapabilen, düşmanı tanıyabilen çözümleyebilen ona vuruşu sağlayacak bir birlik düzenlemesini mevzilendirmeyi ve eylem yönetimini başarıyla yapabilen bir konumda olduğunu gösterdi. Bu yetenekleri çok daha fazla gelişti. Sonuç olarak, sade bir kişilikti, sakin bir kişilikti, ciddi duran bir kişilikti. Birlikte olduğu insanları sıkmayan, zorlamayan, işi onlara yıkmayan, tersine kendisi en zorunu üstlendiği gibi başkalarını da katan, birlikte iş yapan, bu anlamıyla da sözle değil, pratik yaşam ve çalışma içerisinde insanları eğitebilen bir kişiliğe sahipti. Bu anlamıyla birlikte çalışmakta aranan, istenen öyle uzaklaştırmayan, tam tersine güç alınan bir kişilikti. Dolayısıyla da arkadaşlar içerisinde yetkiyle çalışan bir durum değil de, fiili durum çalışmaya yaklaşım işi yürütme, başarması sonucunda doğal olarak yönetim olandı. Birlikte çalışılmada hep aranan birlikte yaşanılmakta ve çalışılmadan sıkılmayan tam tersine güç alınan zevk duyulan bir kişilikti.
Kürdistan Halk Ordulaşmasında Agit’in önemi nedir?
Agit arkadaşın kendi dönemine özgü bir kişiliği vardı. O hep öncüydü. Daha sonrasında da binlerce genç dağa çıktı, gerillaya katıldı. Kız, erkek yüzlerce komuta kişilikleri ortaya çıktı. Bunlar daha henüz ordulaşmanın olmadığı, henüz onun ilk kıvılcımlarının çakıldığı dönemde bu kıvılcımları çakan kişilikler oluyor. Bütün o gelişmelere öncülük eden, hepsinin örnek aldığı, öncü bildiği, komutanını saydığı kişiliklerin önemi oradan geliyor. Büyük bir ordu içerisinde ortaya çıkan kişilikler değil de, daha ordulaşmanın ilk adımları atılırken ilk çekirdekleri oluşurken, ortada ordu yokken, ordulaşmaya yön veren ordulaşmanın önünü açan öncü kişilikler oluyor. Önemleri buradadır. Büyük rol oynamaları buradan ileri geliyor. Kürdistan Halk gerillasının gerilla düzeninin gelişmesinde Agit arkadaşın yeri öncü konumdadır, önder konumundadır. Şöyle bir tanımlama yapabiliriz; gerillayı da, tüm halk hareketini yaratan da önder Apo oldu. Askeri, siyasi ve ideolojik çalışmalar bizzat önder Apo’ nun kişilik özelliğiyle yetişti. Onun çabasıyla ortaya çıktı. Bunlara gerilla da dahildi. Gerilla ya öncülük eden komuta kişiliklerinin gelişimi de dahildir. Başta Kemal ve Agit arkadaş olmakla birlikte, komuta kişiliğinin gelişiminde, savaşçı kişiliğinin gelişiminde örnek oluşturan dendiğinde Haki arkadaşı tanımlamamız lazım. Bir yandan ideolojik mücadeleye çalışmaya diğer yandan, örgüt çalışmalarına katıldığı gibi askeri kişiliğin gelişimine de öncülük yaptı. Ama komple bir kişilikti askeri alanın gelişiminde. Kemal Pir arkadaşın kişiliği, 12 Eylül düzenine karşı gerillanın gelişimine de yön verdi. İlk 15 Ağustos atılımını yaratan gerilla gücü çok büyük oranda Kemal arkadaşı tanıyorlardı. Diğer arkadaşlarla birlikte dolayısıyla askerileşme alanında Kemal Pir kişilik özelikleri çok büyük ölçüde etki de bulundu. Ruh verdi, kişilik özelikleri verdi. Eylemde daha çok Hilvan ve Siverek pratiği içerisinde gerilla gelişimine öncülük eden gerilla kişiliğinin gelişimine özellik katan, arkadaşlar var. Mehmet Karasungur arkadaşı anmak lazım. Cuma Tak arkadaşı anmak lazım, Salih Kangal arkadaşı anmak lazım. Benzer birçok arkadaş var. Fakat öne çıkanlar bunlardı. Bütün bunları gerilla ordulaşmasını gerilla komutanlaşmasına Agit arkadaş taşıdı. Haki, Kemal, Karasungur, Salih, Cuma kişiliklerini bu dönemde harekete katan, kişilik özeliklerini düzenli disiplinli gerilla savaşçılığına gerilla komutanlaşmasına taşıran Agit arkadaş oldu. Fiilen öyle oldu, resmen öyle oldu. Birçoğu onlarla silah arkadaşlığını yapan kişi onları tanıdı. 83’ ten itibaren 12 Eylül rejimine karşı silahlı atılımına taşıdı. Dolayısıyla düzenli sistemli gerilla gelişimine o öncülük etti. Gerilla savaşçılığının ve komutanlığını en önde kişiliğinde somutlaşmış kişi oldu. Tabi o da önder Apo’dan, Haki, Kemal,Salih, Cuma, Karasungur’dan hepsinden aldı. Gerilla da cisimleştirdi. Dolayısıyla gerilla komutanlığı Agit arkadaşla ifadelendirildi. Sembol oldu, tanındı.
Kürdistan gençliği üzerinde yarattığı etkiler nelerdi?
Önder Apo, Agit arkadaşın anısında ki değerlendirmesinde “halkımız Agitleşerek vefa borcunu ödeyecek” diyordu. Gerçektende öyle oldu. Gerçekten de Kürt gençliği Agit’leşerek gerilla gücünü ordulaşmasını ortaya çıkardı. Bu Agit arkadaşın mücadelede temsil ettiği özelikleri, mücadelede birleştirerek gelişti. Onun özeliklerinde kendi ifadesini buldu. Dolayısıyla hem gerillanın böyle bir harekete gerillaya geçişte bu geçişi sağlayan hem de fiilen resmen gerilla sisteminin gelişmesinde öncülük eden komutan oldu. Daha sonraki gerilla ordulaşmasının de manevi komutanı oldu. Maddi komutanı oldu. Önder Apo, Kürdistan devriminin savaşçılığının ve komutanlığının örnek kişilik özelikleri olarak ifade etti. Önce ARGK şimdi HPG olarak örgütlenen ordulaşmanın komutanı oldu AGİT arkadaş. Gerilla komuta özelikleri olarak ta onun özeliklerini aldı. Onunla birleştirdi. AGİT arkadaşın başlattığı gerilla hareketi, bir gerilla ordulaşmasını geçti. Hem pratiğiyle, hem şahadeti temelinde, manevi duruşuyla, gerilla ordulaşmasının öncü göreviyle komutanı oldu.
Agit Kürdistan Halkının ulusallaşmasında nasıl bir yer tutar?
Gerillanın ulusal gelişmesindeki rolü ile bu ifade edilebilir. Kişilik olarak ta Kürdistan’ın birçok parçalarında bulundu. Zaten Kuzey’de doğup büyüdü, mücadeleye oradan katıldı. Küçük Güney’de kalıp çalıştı. Lübnan’da eğitim gürdü. Büyük Güney’de bulundu, bir süre çalışmalarda kaldı, hatta bir süre eylem yaptı. Saddam rejimine karşı Haftanin’de eylem yaptı. 83’de komuta düzeyinde en büyük eylem yapanlardan birisiydi. Doğu Kürdistan’da da bir süre kaldı. Şarlık rejiminden sonra kısmen özgür ortamda bir süre, Doğu Kürdistan’da kaldı. Oradaki halkla da tanıştı. Oradaki halklarla da beraber oldu. Yani bütün Kürdistan parçalarını gürdü. Onlarla ilişkilendi, onlara dan bir şeyler aldı ve onlara bir şeyler verdi. Kişilik şekillenmesinde tüm parçaların kültürel düzeyi bir etkide bulunmuştur. Başta
Kuzey olmak üzere böyle bir ulusal kişilik haline mücadele içerisine geldi. Onun belirtebiliriz, tabi bu fiili bir durumdur. Fiziki bir durumdur. Daha çok onun Kürt ulusallaşmasının gelişmesine etkisinden söz edebiliriz. Kendi çalışmalarıyla bütün parçalarda Kürdistan özgürlük hareketinin gelişmesinde katkısı olmuştur. Fakat esas olarak ulusal gelişmedeki rolü, yeri Agit arkadaşın yerini belirler. Gerilla, Kürdistan parçalarını birleştiren, Kürt demokratik ulusallaşmasını yaratan, demokratik Kürt ulusallaşmasını ortaya çıkardı. Yeni, özgür iradeli Kürdü yaratan bir hareket oluyor. Dolayısıyla ilkel milliyetçiliğin ulusal gelişiminden ayrı, halka dayalı özgücü esas alan özgür demokratik iradeli birey olmaya dayanan Kürt ulusallaşmasını önder Apo demokratik ulusallaşma olarak tanımladı. Böyle bir ulusallaşmayı gerilla yarattı. Bu gerillanın da Agit arkadaşın maddi manevi komutasında geliştiği kesindir. Şimdi de gerilla her zaman onu örnek alır. Doğru savaşçı duruşu, doğru komuta özelikleri Agit arkadaşın özelikleridir. Onunla eğitiyor kendisini, bu bir efsanedir, semboldür. Gerilla böyle şekillendi, savaştı ve böylede devam ediyor. Dolayısıyla gerillanın örnek komutanı gerillanın oluşumuna yön veren, gerillanın özeliklerini kendi kişilik özelikleriyle yaratmış olan gerilla kişiliği Kürt ulusallaşmasında belirleyici rolü esastır. O örnek bir halk kişiliği, halk önderi ulusal kişiliktir. Ulus yaratan bir kişiliğe sahip oluyor. Kürt halklaşması ve ulusallaşması bu şekilde oluyor.
Bu şehitler arasında öncü sembol düzeyinde olanlar arasında yer alıyor. Agit arkadaş için önderlik “şehitler şehidi demişti”.
Biz son olarak onunla yaşadığınız bir anınız varsa almak istiyoruz. ?
Agit arkadaşla anılarımız çok. Lübnan’da var, Kürdistan’da var. Lübnan’dan anlatabilirim. Birinci konferans ardında Ağustos, Eylül, Ekim 1981’de bir eğitim devremiz vardı. Askeri eğitim devresi en kapsamlı devre. Bir gurup arkadaş eğitim veriyordu. Agit arkadaşta vardı. Hem silahlı mücadeleye dair, hem de teorik eğitim veriyordu. İnceleme yapıyordu. Komuta üzerine de eğitim veriyordu. Sabahları spor yapılıyordu. Bununla birlikte yakın düğüş eğitimini vermeyi esas aldık. Agit arkadaş judocuydu ve onun eğitimini de o veriyordu. Yakın düğüşte judoda ustaydı. Butonlu seyrek tıknaz olunca da yatkındı. Tuttuğu gibi indiriyordu yere, bu tür eğitim yaptıktan sonra bomba eğitimleri böyle yakın eğitim şeyleri vardı. Bir tanesi vardır, Türkiye solundan gelmişti. Fırat adında, bombanın pimini çekiyor. Birden atınca, Agit arkadaş hemen bombayı kapıp bir yere attı. Refleksi o yünlü çok güçlüydü. Tabi riskli bir şeydi o girişim, fakat epeyce riskli askeri eğitim yapılıyordu eskiden. Pratikte ne kadar uygulandı uygulanmadı o ayrı bir mesele ama gerilla eğitim hazırlıkların da böyle çok riskli eğitimler vardı. Biz epey etkilenmiştik o zaman, fakat çok soğukkanlıydı, hiç sesini bile çıkarmamıştı. “Niye attın” bile demedi karşındakine. Eğitim yapıyoruz. Bir asker her şeye her taraftan gelebilecek her an gelebilecek her saldırıya hazır olmalı izlenimini o pratik duruşuyla verdi. Biz biraz şey yapmamıza rağmen o hiçbir şey yapmadı. Öyle soğukkanlılığıyla işine devam etti.
PKK.ORG
Kategorilenmemiş
Gerilla denilince ilk onun adını ve elinde silahıyla ayakta duran siluetini hatırlarım…
ŞEHİT NAMIRIN !!!!!!!!!!!
BİJİ HEWAL AGİT !!!!!!!!!!
BİJİ SEROK APO !!!!!!!!!!!!!!!