Çeyrek asır

Bir kere, PKK
Peki, yirmi beşinci yıla girerken Türkiye’yi yönetenler, toplumun yaşadığı bu gerçeği görüyorlar mı? Kuşkusuz görüyorlardır. Çünkü toplumun yaşadığı ağır travmayı görmemek mümkün değil. Zaten sivil-asker yöneticiler neredeyse toplumun içine çıkamıyorlar. Her birinin neredeyse bine yaklaşan koruması var. Öyle görülüyor ki, içten içe izledikleri politikanın başarılı olacağına dair inançları da yoktur. Buna başta Başbakan olmak üzere AKP yöneticilerinin ve generallerin yüzünden okumak mümkün. Ancak hiçbirisi bu gerçeği ifade edemiyor. Çünkü bunu söylemek ‘ihanet’ sayılıyor. Türkiye’nin zenginliklerini sömüren iç ve dış odaklar sürekli savaşı tahrik ediyor. Bunun çok ağır bedelini de emekçi ve yoksul Türkiye halkı ödüyor.
Elbette çeyrek asır direnmek Kürt halkı için de kolay ve bedelsiz olmamıştır. O direniş ki, gerçek anlamda karıncanın file karşı mücadelesini ifade etmektedir. Özgür yaşam istemi ve iradesinden başka bir şeyi olmayan bir halkın dünya gericiliğiyle savaşması anlamına gelmektedir. Bu anlamda yirmi beş yılın ağır bedelini ödeyen aslında Kürt halkı olmuştur. Yirmi bine yakın genç evladını bu direnişte bedel vermiştir. Öldürmemiş, kendisi ölmüş; yerinden yurdundan olmuş, zindanlara dolmuş ve işkenceden geçmiş; aç, susuz, yoksul, bilinçsiz ve örgütsüz olmasına rağmen, büyük bir cesaret ve fedakarlıkla bu çeyrek asırlık direnişi yürütmüştür.
Kısaca çeyrek asırlık direnişi Kürt halkı, büyük zorluklarla boğuşarak ve ağır bedeller ödeyerek gerçekleştirmiştir. Ancak yaşadığı zorluklar, ödediği bedeller asla boşa gitmemiştir. Kürt toplumu bu çeyrek asırlık direnişle adeta dünyaya yeniden doğmuştur. Yirminci yüzyıl sisteminin kendisine biçtiği ‘yok sayma ve yok etme’ fermanını yırtarak, ‘var olma ve özgür yaşama’ tarihini başlatmıştır. Köleliği, teslimiyeti, örgütsüzlüğü kırmış, ulusal ruh, bilinç, örgütlülük ve birlik yaratmış; özgür, bilinçli, iradeli, örgütlü bireyi ve toplumu ortaya çıkarmıştır. Ulusal Diriliş Devrimi’ni başarmış, Demokratik Devrim sürecini geliştirmiştir. Geçen çeyrek asır Kürt tarihinin belki acısı, zorluğu çok dönemlerinden biri olmuştur, ancak bunun karşılığı olarak en bilinçli, örgütlü, mücadeleci, onurlu, özgür, demokratik ve gelecek tasarımı olan bir dönemi olduğu da kesindir.
Kürtler, çağdaş anlamda özgürlük bilincini, örgütlülüğünü ve direnişini 15 Ağustos sürecinde yaratmışlar ve geliştirmişlerdir. Yani 15 Ağustos sürecinin yarattığı halk konumundadırlar. Onun için Kürt bireyi ve toplumu bu tarihi kendisi açısından bir ‘Milat’ olarak görmektedir. 15 Ağustos ile yeniden doğduğuna inanmaktadır. Bu inanç ve bilinç, geçen yirmi beş yıl boyunca hiç azalmamış, tersine yıldan yıla daha da büyümüş ve kökleşmiştir.
Şimdi yirmi beşinci 15 Ağustos yılına Kürtler bu temelde giriyorlar. Ulusal-demokratik direniş daha yaygın ve derin bir biçimde sürüyor. Direnişin acısı ve ağır bedeli devam ediyor. Bunlar kuşkusuz Kürt toplumunu çok ciddi bir biçimde zorluyor. Ancak çeyrek asırlık direniş tecrübesiyle Kürtler zorlukları yenmeyi öğrenmiş bulunuyorlar. Neden acı çekip bedel ödediklerini çok iyi biliyorlar. Bu bilinçle de her zaman kendilerini yenileme gücünü ve kararlılığını yaratıyorlar. Çeyrek asılık direnişin ortaya çıkardığı bilince, tecrübeye, örgütlülüğe ve Önderliğe dayanarak yeni mücadele süreçlerine adım atıyorlar.
Kürtler çeyrek asırlık ulusal-demokratik direniş içerisinde kendilerini yeniden yaratmışlardır. Bilinciyle, partisiyle, gerillasıyla, örgütlülüğüyle yeni bir Kürt toplumu doğmuştur. Bu doğuşta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan
Yorum yap
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.