Agit: Mazlum’un intikamını aldık
ZAGROS / 15 Ağustos atılımının 24. yıl dönümünde Hezen Rızgariye Kürdistan (HRK) ve Eruh- Şemdinli baskınlarının komutanı Mahsum Korkmaz (Ağit)’i anlatan silah arkadaşı Gürcan Komat, Agit’in halkçı bir militan, ileri gören bir devrimci ve halkların kardeşliğine inanan bir yurtsever olduğunu söyledi. 1985 yılında Pervari’ye bağlı Xalila dağında Agid’i gördüğünü söyleyen Komat Kürdistan özgürlük mücadelesi Mahsum Korkmaz, Mustafa yöndem ve Mehmet Sevgat gibi öncü kadroların fedakarlıkları ve emekleri ile attıkları sağlam temeller üzerine geliştiğini söyledi.
Mahsum Korkmaz ya da efsanevi gerilla komutanı olarak tanınan Agit’in kişilik özellikleri ve yaşam duruşunun örgütlü olduğunu söyleyen Komat, ölçülü ve içten yaklaşımları ile sadece çevresindeki gerillaları değil, karşılaştığı çoğu insanı etkilediğini belirterek, “Agit doğal önderlik karakterine sahip bir özgürlük militanıydı” diye konuştu.
BOTAN’DA ETKİSİ ÇOK BÜYÜKTÜ
Gerilla Komat, komutan Agit için şunları söyledi: “Onun önderlik özellikleri yaşamda, gerilla taktiklerinde ve düşman üzerine yürümede de etkili olmasına neden oluyordu. Bundan dolayı tüm arkadaşlar ondan memnun halkta onu çok seviyordu. Savaşçılarla bir savaşçı, ama resmiyette örgütçü ve keskin bir militandı.
Botan sahasında bulunduğu süreçte etkisi çok büyüktü. Onun geçtiği bölgelerde düşman askerleri uyumuyordu. Elimize geçen asker mektuplarında ‘ailelerine gece sabah oluncaya dek kendilerine can geldiğini’ söylüyordu.
Cudi, Gabar ve Eruh alanlarına Agit’in gurubu olarak gittiğimiz de düşmanda hep aynı panik içinde alarma geçiyordu. Agit şehit olmadan önce gerilla güçleri içinde olduğu kadar halk içinde de bir kahraman olmuştu. Bu özelliklerinden dolayı Botan sahasında tanımayan yoktu.
AGİT HALKÇIYDI
Agit’i Agit yapan kişilik özellikleriydi. Kendisini büyük gören yaklaşımları yoktu. Alçak gönüllük ve mütevazi bir yaşam tarzı vardı. O sosyalizme inanan ve onu şahsında temsil ediyordu. Halka yaklaşımları da sürekli kazandıran ve örnek teşkil eden yaklaşımlardı. Halkın içinde tamamen halkın değer yargılarına sahip çıkan ve saygı gösteren bir yaklaşımı vardı. O gittiği her evde o aileye emek vermeden bir lokmalarını yediğini kimse görmemiştir. Ne kadar da yorgun olursa olsun halkın evinde hiçbir zaman ayaklarını uzattığını ve başkasının onun eline su döktürmezdi. Onun bu yaklaşımları ve halka içten verdiği saygıdan dolayı halkta onu çok seviyordu. O canlı bir PKK yaşam temsiliydi.’’
AGİT: MAZLUM’UN İNTİKAMINI ALDIK
Diyarbakır zindanında Mazlum Doğan, Kemal Pir ve Hayri Durmuş gibi PKK’nin önder kadrolarının şahadetlerinden Agit’in etkilendiğini ve intikamlarını almak için yoğun çaba harcadığını söyleyen Komat, “21 Mart 1986 yılında Findık taburuna eylem yaptıktan sonra bazı eşyaları kaldırmıştık. Agit, Mazlum yoldaşın intikamını aldık dedi. Sürekli Başkanı, Kemal ve Mazlum’u bize anlatırdı. Önderlik çizgisine hâkim ve pratikleştiren bir duruşu vardı. Nasıl ki, Vietnam devriminde Giap, Küba’da Che neyse Kürdistan devriminde de Agit yoldaş onu temsil ediyor. Önderliğin pratikleşmesini şahsında çok somut olarak yaşatıyordu. Hem biliyor, hem de uyguluyordu. O önce yapacağız sonra konuşacağız diyordu. Yaptığı tüm karakol, tepe gibi eylemler başarılıydı.”
GERİLLACILIĞI SIFIRDAN BAŞLATTI
HRK ve gerilla güçleri de aynı sıfır koşullarından başladığını anlatan Komat şöyle devam etti:
“Gerilla ve HRK yaşamı çok zorlu başladı. Gerillacılık yapmaya karar verilmişti. Ama ne bir silah ve onun cephanesi, ne savaşçının giyim ve barınağı nede örgütlü bir kitle vardı. Yokluk ortamında gerillacılık yapılarak atılımın koşulları hazırlanmaya başlanmıştı. Tüm ihtiyaçlarımızı halk karşılıyordu. Silahlı propaganda birlikleri yaşamak için önce ihtiyaçlarını karşılamak zorundaydılar. Savaşmak için kitleler örgütlendirilecekti. Bazen öyle oluyordu ki, bir silah bulmak, yüz mermi bulmak, yâda bir ayakkabı ve giyim eşyası bulmak en büyük eylem sayılırdı. Çünkü hiçbir şey yoktu. O koşullar içinde hem örgütlenme yapılacak hem de guruplar kendilerini ayakta tutarak 15 Ağustos hamlesinin zeminini yaratmak zorundaydılar. Çünkü düşman hem cezaevlerinde hem de dışarıda çok vahşi bir şekilde saldırılarına devam ediyordu. Halkında kendi öz değerlerine ve kimliğine sahip çıkmaması için yoğun bir propaganda ve faaliyet yürütüyordu. PKK ve onun gerillalarının dinsiz, Rusya’dan gelenler olarak tanıtıyordu. Biz ise bu yargıları kırmak için iğne ile kuyu kazarcasına çalışmak zorundaydık. Onun için hem düşmanın kendisi hem de yarattığı zeminin tahribatları ile mücadele etmek zorundaydık.”
AGİT’LE İLK KARŞILAŞMA
Örgüte katılmadan önce Agit hakkında çok şey duyduğunu söyleyen Komat karşılaşma anını şu sözlerle dile getiriyor: “Gerillacılığımın ilk yıllarında Mustafa Yöndem (Erdal), Xırxıla Kemal, propagandacı Kemal, Rızgar, Azime, Ahmet Repo, Zeki, selim ve Kazım Kulu gibi arkadaşlar vardı. Ancak içimde sürekli Agit arkadaşı görme istemi vardı. Nihayet merakım Temmuz 1985 yılında gerçekleşmişti. Agit yoldaşı Pervariye bağlı Xelila dağında gördüğümde ilk gözüme çarpan olgun tavır ve davranışlarıydı. Yeni olmama rağmen hal ve hareketleri bana dikkat çekici gelmişti.
Elinde M 16 silahı, bir askeri parke üzerinde oturuyordu. Geleceğimizi bildiğinden önceden hazırlıklar yapmıştı. Biz yolda pusuya düşmüştük. Önce pusu hakkında bilgi aldı. Daha sonra bize perspektif ve moral verdi. Bizi oldukça sıcak karşılamıştı.
Gittiğimiz yerde bir PKK merkez komite toplantı hazırlıkları da vardı. Halen birçok arkadaşı tanımıyordum. Her biri bana ilah kadar yüca geliyordu. Ama hepsinin içinde Agit’in yeri ve duruşu çok farklıydı. O yaşarken bile bir efsane olmuştu. Bura da bir ay kaldıktan sonra farklı alanlara dağıldık. Daha sonra toplantı ve eylem anlarında bazen yan yana geliyor, bazen de ayrılıyorduk. Bu ilk görüşmemizden sonra Erdal arkadaş ile Hakkâri’ye geçtim. Orada Sarı baranın gurubu vardı. Buradan Irak a geçtik. O süreçte 3. kongre hazırlıkları yapılıyordu.”
TEK BİR MERMİ BOŞA GİTMESİN
Bilinçli ve inançla yürüttükleri mücadelenin zorluklarının çok olduğunu söyleyen Komat Agit gibi önder kadrolar sayesinde kendilerine oldukça güvendiklerini söyledi. Komat şöyle devam etti; “Agit yoldaş her bir gerilla on askere bedel olduğunu söylerdi. Halkın içinde bulunduğu durum ve düşmanın baskılarını örnek vererek gerillanın gittikçe artacağını söylüyordu. Düşmanın iradesini kırmak için hiçbir merminin boş gitmemesi gerektiğini belirtiyordu. Her mermi ile bir düşman askerini vurmalısınız diyerek bizleri sürekli uyarıp eğitiyordu.
O günün akşamı saat 6 sularında beni Celal ve yaşar arkadaşı yanına çağırarak keşfe göndermişti. Bize ‘önünüzde asker varsa geri dönün yoksa biz geleceğiz’ diyerek bizi görevlendirmişti. Martın sonu olmasına rağmen her taraftan bahar kokuyordu. Keşfi yaptıktan sonra yanlarına döndük. Güneşli bir gündü, gökyüzü açıktı. Agit yoldaş köyün durumu sordu, ‘köyde asker olduğunu ama ne askerde, nede köylülerde bir hareketliliğin olmadığını, durumun normal olduğunu’ söyledik. Agit yoldaş elindeki radyodan BBC akşam haberlerini dinliyordu. M 16’sı elinde, beline ise 6 şarjor bağlamış, sırtında da askeri parkesi ile her zaman olduğu gibi hazır bir şekilde bizi bekliyordu. Uzamış saç ve sakalına rağmen örnek bir gerillanın özelliği olan temiz ve düzenliliğini yine koruyordu. Anormal bir durumu görmediğimizi söylediğimizde öncü arkadaşa o zaman yürüyelim dedi. Cafer arkadaşın ardından yürümeye başlamıştı.
AGİT: BİZ DE ORDULAŞTIK
Gabar’da akşamüzeri yürüdüğümüz bir vakitte Eruh tepesi üzerine kurulu Gabar TRT’si görünmeye başlamıştı. Grup sıra halinde arka arkaya Agit arkadaş ise öncünün hemen arkasında yürüyordu. Agit bir yürüyen gurubumuza birde TRT tepesindeki TC’nin kurumuna bakarak ‘Türk ordusu sizin sayınız bizden fazla ama bakın bizde ordulaştık.’
Agit arkadaşın bu sözlerinden bir süre sonra Şehmus yiğit Agit arkadaşa seslenerek ‘bak karşıda asker var’ dedi. Karşımızda giden askerlerin silahları güneş ışınları ile parlıyordu. Onlar bizi gördüler mi bilmiyoruz. Ama yönümüzü değiştirerek sol tarafa doğru yürümeye başladık. Gideceğimiz randevu yeri yakındı. Uygun bir yerde ara verdiğimizde saat gece 9’u gösteriyordu. Saat 12 kadar burada kalacağımız için Agit yoldaş arkadaşlar bir çay yapabilirler dedi. Şeker ve ekmeğimiz azdı. Parmaksız Zeki’de nöbet listesini yazmaya başladı. lojistikçi olan Şırnaklı Celal, her birimize bir lokma ekmek ve bir kesme şeker vermişti. Agit yoldaşın önüne ise üç şeker koydu. O an düşünyor sandığımız Agit arkadaş’ın dikkatini Celal’ın davranışına çevirerek ona ‘her kes bir çay içiyor, onlara bir şeker verdin. Benimde bir çay hakım var ve ben bir çay içeceğim’ diyerek fazla şekerleri geri çevirmişti. Bu davranışı etraftaki tüm arkadaşlar da olduğu gibi beni de çok etkilemişti. O bir sosyalizme inanan biri olarak eşit olduğumuzu söyleyerek fazla şekeri red etmişti. PKK ideolojisi ve yaşamını anlayışını pratikte temsil ediyordu.
Gece ayaz, karlar ise hafiften buz tutmuştu. Saat 1.30’da harekete geçtiğimizde Agit grubu her kes önündeki ve arkasındaki arkadaşı tanısın diyerek olası bir durumda önceki nokta da buluşma talimatını verdi. Hafif buz tutan kar yürüyen gerillaların ayakları altında kırt kırt diye ses çıkarıyordu. Bir süre yürüdükten sonra kayalık ve ağaçlıklı bir alana doğru yaklaşmıştık. Öncülük yapan arkadaşlar ‘önümüzde ayak izleri var, ama eskimi yenimi bilmiyoruz’ dediğinde Agit arkadaş herkes yerinde sessizce dursun diyerek gurubu durdurmuştu. İzlere baktığımızda askerlerin ayak izleri olduğunu anlamıştık.
Bu kısa bekleme anında saat’a baktığımda 2.2.30’u gösteriyordu. Sessizlik ve durma ile birlikte şiddetli bir basınç ile kendimi yerde bulmuştum. Askerin önümüze attığı pusuya düşmüştük. Sarı İbrahim ve Kemal ile bir taşın ardında kalmıştık. Çatışma yaklaşık 15-20 dakika ama çok sıcak bir şekilde sürmüştü. Düşman lav, bomba ve yoğun silah kullanıyordu.
Agit arkadaş gurubun ortasındaydı. Onunla aramızda 5-6 arkadaş vardı. Zeki ve Celal Agit yoldaşın biraz gerisindeydiler. Agit yoldaşın ‘herkes geri çekilsin’ diyen talimatından sesini tanımıştım. Çatışma şiddetli devam ediyordu. Bizde ilk şoku atlattıktan sonra karşılık vermiştik.
Geri çekiliyoruz talimatından sonra dereye doğru kendimizi bırakmıştık. Bir kaç dakikalık ilerledikten sonra grup toplanmıştı. Ama Agit ve lezgin yoldaşlar görünmüyordu. Grup sorumlularımız Sarı Hüseyin ve Şehmuz arkadaşlardı. Bu arkadaşları Agit yoldaş yetiştirmeye çalışıyordu. Yanındaki tüm arkadaşları yetiştirmeye özen gösteriyordu. Saat 03’e doğru Şehmuş Yiğit bir gurubu çay içilen yere, bir gurubu da tepe gönderdi.
Çatışmada Metin arkadaş yaralanmıştı. Aç ve yorgunluğumuza gece boyu uykusuz kalışımızda eklenince halden düşmüştük. Bu şekilde yaralı taşımak oldukça zordu. Zorlanarak da olsa saat 05’e kadar yürümüştük. Saat 05’te hava neredeyse aydınlanıyordu. Çatışma alanına daha şafak yeni söküyordu ki, Siirten gelen 10 helikopter indirme yapmaya başlamıştı. Biz çatışma ve operasyon yapılıyor diyerek hazırlıklarımızı yapıp beklemeye başladık. Henüz kayıp arkadaşlardan net bir bilgi alamamıştık. Harun arkadaş bizi ikili, üçlü mevzilendirerek çatışma pozisyonunda tutmuştu. Bu şekilde gece karanlık çökünceye kadar mevzilerde bekledik.
TALİHSİZ HABERİ RADYODAN ÖĞRENDİK
Gün boyunca taşınan askerleri ile adete dağ taş asker olmuştu. Ama bir operasyon yada çatışma havası yoktu. Ortada bir gariplik vardı. Ama ne olduğunu henüz bilmiyorduk. Düşman Agit yoldaşın etki ve yetkisini gayet iyi biliyordu. Onun için tedbirleri de büyük almıştı.
Agit arkadaşın başında bulunduğu grupta radyo Agit arkadaş dışında Şehmus ve Harun arkadaşlarda vardı. Harun ve Cafer arkadaş akşam hem askerlerin hareketlerini izliyor, hem de 18 gece BBC haberlerini dinliyordular. BBC olağan üstü bir haber vermemişti. Ancak saat 19’da TRT haber bülteni verdiğinde sanki tümümüzün kanı birden donmuştu. Türkler Apo’nun sağ kolunu vurduk’ dediklerinde herkesi soğuk bir ter basmıştı. Bu haber Agit bizim olduğu kadar tüm Kürt halkının özgürlük umutları için büyük bir kayıptı. İlk etapta ne yapacağımızı şaşırmış herkes birbirlerine bakakalmıştı.
AGİT GABAR, HALKTA ONU ÇOK SEVERDİAgit yoldaşın şahadetine hiçbirimiz hazır değildik. Bundan dolayı bir kırılma ve moral bozukluğu yaratmıştı. Ama onun guruba ve halka verdiği emek nedeni ile halkta örgüte bağlanma olduğu kadar bizler de intikam hırsı ve örgütü büyütme azmini geliştirmişti. Onun yarattıkları ve yol göstericiliği bir umut doğurmuştu. Herkes te daha fazla çalışma ve düşmana darbe vurma azmi gelişmişti.
Arazisinin gerillaya elverişli olmasından dolayı Gabari çok severdi. Bize hep, ‘Gabar, Besta, Oramar ve Komata alanlarını kurtarılmış alanlar haline getirdiğimizde yöre köylerine elektrik vereceğiz. Tepelerini de dokça ve ağır silahlarla donatacağız’ diyordu. Botan’ın coğrafyasından olsa gerek bu yöreden katılan arkadaşlarla özel ilgilenir değer verirdi.
Agit yoldaşın şahadeti halkta büyük bir hüzünle karşılanmış, ama anısına yüzlerce yeni agit saflara katılmıştı. Düşman ise biraz rahat nefes almaya başlamıştı. Korkudan yatamayan ve gündüz çıkmaya korktukları alanlar da gecede dolaşmaya başlamıştı. Çünkü düşman onu bir orduya bedel olarak ele alıyordu.
Botan denilince Agit, Agit denilince Botan anlaşılıyordu. Tıpkı şimdi yüzlerce Agit’in Botan’da Agit mekanında olduğu gibi…’’
Copyright 2008
ANF NEWS AGENCY
Kategorilenmemiş
Yorum yap
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.