forum

Mesaj göndermek için Giriş yapmalısınız Giriş Kayıt Ol

Ara 
Odaları Ara:


 




SEHİD Cuma Bilika (selim ÜLKER)

KullanıcıMesaj

11:18
27 AÄŸustos 2009


Kajin

Member

Mesaj Sayısı: 3

1

Adı Soyadı: Selim ÜLKER
Kod Adı: Cuma Bilika
Baba Adı: —-
Ana Adı: —-
DoÄŸum yeri ve tarihi: 1961, Bilika Köyü / Silopi / Şırnak
Katılım yeri ve tarihi: 1988
Åžehadet yeri ve tarihi: 14 Nisan 1994, Kaniyê Agê / Cudî
Görevi: Botan Eyaleti Bölge Komutanı

EMEĞİN VE OLGUNLUÄžUN SEMBOLÜ

Cuma
Bilika yoldaÅŸ, Botanlıdır. Botan'ın Cudi dağının göbeÄŸinde yer alan,
Bilika köyündendir. Botan, Kürdistan tarihinde düÅŸmanlara her zaman
uzak kalan bir saha olmuÅŸtur. Tersten ele alacak olur isek düÅŸmana
karşı direniÅŸin sönmeyen kalesidir Botan.

Kürdistan
topraklarının düÅŸman tarafından en son fethedilen parçalarıdır buralar.
Öyle olunca, KürtlüÄŸünde en derin yaÅŸandığı sahalar olması
yadırganamaz. DüÅŸmanın tüm hışmına raÄŸmen buralar, KürtlüÄŸün atan
atardamarlarıdır.

Botan
daha doÄŸrusu, Mezra Botan, hep kendi kendine yeten, kimseye ihtiyaç
duymadan ayakta kalan bir halkın toprağına verilen addır.

Mezra
Botan, bunun için tarihinde düÅŸmanlarının dikkatini ve öfkesini üzerine
çekmiÅŸtir. Botana gelip hükmetmek isteyenler, öncelikle kendi kendine
idare eden yaşam tarzını, tek başına bu halkın ayakta kalışını yok
etmeye çalışmışlardır.

Mezra
Botanlılar coÄŸrafik koÅŸulların ağırlığı, düÅŸmanlarının onları çepeçevre
kuÅŸatmaları ve dünyayla baÄŸlarını koparmalarından dolayı birazda
setleÅŸerek büyümüÅŸlerdir. Onlar, birazda her ÅŸeye yetecek yetenekle
donatılarak büyümüÅŸlerdir. DoÄŸal olarak, yaÅŸamın en ağırına cevaplar
üreterek, çözerek, yaÅŸam yollarını çizmiÅŸlerdir.

Cudi,
bu gerçeklik içerisinde bir baÅŸka yeri temsil eder. Bir rivayete göre
Nuh’un gemisi, Cudi’nin navserine, yani Sefin diye tabir edilen yere
büyük tufan sonrası konar. Tevrat’ta geniÅŸçe ele alınan mitolojik
destana göre, gemide-yani Sefin de–80 tür yaratık vardır. İnsanıyla,
hayvanıyla ve bitkisiyle tam 80 tür! 80 sayısının Kürtçe adı
HeyÅŸte’dir. Özcesi buralar birazda peygamberler yeridir. İnsanlığın
tekrar yaşamaya başladığı yerlerdir.

Cuma
arkadaÅŸ ise böylesine Nuh’un Gemisini konduÄŸu, güzelim bir dağın tam
ana rahminde bulunan bir köyde yer alır ve yetiÅŸir. Dağın içine
yerleÅŸmiÅŸ bu güzelim köyün adı Bilika'dır. Üç mahalledir. En yukarıda
Åžkefta Fellah diye bir Åžkeft vardır. Birde “Der” yani kilise vardır. O
kilise ki gerillalara az yataklık yapmamıştır. Köyün üstünde üç tane
harika kaynak, gün boyunca bir çayın akması gibi tepelerden derin
vadilere akarken, Bilika'nın yamaçlarında bulunan her türlü meyveyi
sulayarak kendilerini Hezil suyuna bırakırlar.

Hani
vardır ya kartal yuvaları, iÅŸte aynen öyledir Bilika. Yüksek,
şahinlerin bakacağı bir tarzda derin vadilere bakar. Suriye, Irak ve
Türkiye üçgeninde bulunan köy geçmiÅŸten beri kaçakçıların,
silahÅŸorların, mahkûmların ve son yıllarda da peÅŸmergelerin mekânıdır.
Bu köyün, herkese kapısı açıktır. Ve çok doÄŸaldır ki Kürt Özgürlük
Hareketi, Botan’a girdiÄŸinde ilk yer alacağı yerlerden birisi Bilika
olacaktır.

Böylesi
arka perdesi olan bir köyde dünyaya gelmek, hele hele bu köy Cudi’nin
eteklerinde bulunuyorsa, buna birde Cudi’nin görkemliÄŸini ekleyin. Cudi
doÄŸalında bir kale. Silopi ovasını üzerinde Küçük Güney diye tabir
ettiÄŸimiz Suriye’nin çölüne uzanmanız ve oralarda dönüp Cudi’ye
bakmanız yeter de artarda. Tüm muhteÅŸemiyle bir korunak, bir savunma
duvarı olarak durur. Hemen karşı yakada Haftanin’in sırtları
görülüyorsa o zaman dünyalar sizindir.

İşte
buralı olmak, buralarda büyümek, buraların havasını koklamak, esen
rüzgârıyla tüm Kürdistan'a umut olarak esmek. Ve akan her suyunda,
damla damla derinliklere akarak, kendini bir gümbür gümbür akan Hezil
çayının akıntısında bularak kendin olmak. İşte burası Cudi deyip
heybetlenmek, ancak buralıyı ifade edebilecek bir duygu olabilir.

Çok
sonralardan bir gerilla yoldaşın, Cudi üzerinde yaptığı bir programda
belirttiÄŸi gibi “Cudi’yi öÄŸrenebilirsiniz, ancak yaÅŸamadıkça
anlayamazsınız.” Evet, Cudi’nin eteklerinde bulunan köylerin ruhsal
durumun anlamak için birazda Cudi’li olmak gerekir.

Cuma
Bilika-yani Selim Ülker-yoldaÅŸ 1961 yılında dünyaya gelir. O, Türk
ordusuna askerlikte yapar. Burada görecekleri onun sonradan gerillayla
tanışmasında ve hızla milislik yapmasından büyük etkide bulunur. O,
evlidir. O’nun eÅŸi, o 1994 yılında Cudi’ye geçerken onun kendi köyünden
çıkarak gerilla kamplarına doÄŸru giderken karşılaşır. Bir kardeÅŸi de
saflara gelecek ve o ÅŸehit düÅŸtükten sonra ismini Cuma yapacaktır.

O,
uzun bir süre milislik yapacaktır. O, genelde olgunluÄŸu,
yardımseverliliği ile bilinecek ve hatırlanacaktır. Birde iş yaparken,
kılı kırk yararak yapan biri olarak bilinecektir. Bu köy ortamındayken
göze çarpacaktır. Ve o, saflara geldikten sonra henüz çok fazla zaman
geçmeden Haftanin'de bölge komutanı ve ardından aynı düzeyde Cudi
alanına geçmesi bu özelliÄŸiyle baÄŸlantılıdır. İş yaparken etraflıca
düÅŸünendir. Bir anlamda iÅŸi yaparken, örgütleme boyutunda yeteneklidir.

Kimisi
vardır yırtıcılığı ile göze çarpar, kimi vardır pratik yetenekleriyle
öne çıkar. Cuma yoldaşın ise yaÅŸamdaki sade duruÅŸu ve olgunluÄŸu, ilk
elden göze çarpar. Giderek çalışmalar içerisinde rasgele harekete, yer
vermeyen ele alış biçimi onun hızla komutanlaÅŸmasına götürecektir.
Komutanlık, birazda iÅŸleri Ahenkli götürülmesi deÄŸil midir? Cesaretli
olabilirsin, koparıcı olabilirsin ancak eğer siz yapılan ya da harcanan
emekleri toparlamasını bilmezseniz nasıl komutan olacaksınız ki?

İşte
o böylesine özelliklere 1989 yılında gönüllü bir katılımcı olarak
gelecektir. Ve ilk geliÅŸi sessizdir. Belki dediÄŸimiz o olgunluktur,
belki de o gözlemleme sürecidir. Nedeni ne olursa olsun o ilk
katılırken oldukça sessizdir. Belki de birçok yoldaşından yaÅŸça büyük
olmasından kaynağını da almış olabilir. O yıllarda komutanlar hariç
ağırlıklı fazladan genç ve dinamik savaÅŸçılar vardır.

Ben onu ilk kez 1989 yılında Çırav’ın Xare’sında göreceÄŸim. O, da yaÅŸanan kimi eylemliklerden sonra olacaktır.

ArkadaÅŸlar,
Afkamasi karakolunu vuracaklar. O, ise bu eylemde yer alacaktır. Diğer
taraftan koordineli bir ÅŸekilde Adil Aslan arkadaÅŸlar ise Cudi
eteklerinde köylülere toplantı yaptıktan sonra 9 genci katacaklardır.

O
zaman biz Çırav da karşılaÅŸtığımızda Serbest Kıçi, Yusuf Spi, Akif
Kobani, Sait Guyina, Sarı Hüseyin -ki aynı zamanda bölgenin genel
sorumlusuydu- Sarı Hüseyin arkadaşın bulunduÄŸu her ortam biraz da
yoldaÅŸlık kokardı. Onun sevecenliÄŸi, yardım severliÄŸi, güleçliÄŸi,
sıcaklığı ile siyasal birikimi birleştiğinde herkesin yanında kalmak
istediÄŸi bir arkadaÅŸ oluveriyordu. O, sarı saçları, mavi gözleriyle
narin ince boyuyla, ayrı bir güzellik abidesiydi. Sanırım saflarda Sarı
Hüseyin yoldaÅŸa iliÅŸkin yeterince yazılmamıştır, çizilmemiÅŸtir. Hâlbuki
o kadar güzel özellikleri parti yapısına hakim kılmak için biraz da o
iÅŸlenmeden eksik kalır düÅŸüncesindeyim.

Bu
arada bir sürü yeni gençleri almışız onları tek tek Cudi, Hareketli
Birlik ve Gabar güçleri üzerine dağıtıyoruz. Orada Cuma arkadaşı
Hareketli Birliğe veriyoruz. O, o zaman yeni sayılabilecek biridir.
Yukarıda deÄŸindiÄŸim gibi sessizdir, izleyendir, çok konuÅŸmayandır.

Bir
de o dönemler bir alandan, bir alana geçmek sanki dünyaları deÄŸiÅŸtirmiÅŸ
olmak demekti. Ya kendi alanında çıktığında -ki Cudi’lidir- ya da yeni
olmasından kaynaklı çekingenliklerden dolayı bu içe kapanıklı durumu
yaşıyoruz. Nedenini tam bilemiyorum ama o zaman ilk gördüÄŸümde bize
yansıyan bu olmuştu.

1989’un
baharında tüm güçler newroz kutlaması için, Gabar navserinde buluÅŸtuk.
Yaklaşık 85 arkadaÅŸtık. O dönem için kalabalık bir güç demekti bu.
Hareketli Birlik, Gabar ve MiÅŸare gücüde var. Birlikte kutluyoruz ve
çok güzel bir Newroz morali oluyor.

Belki
bizi tanımayanlar bilmez ama biz yaÅŸamımızın en zor anında gülen
insanlarız. DaÄŸlara çıkmışız ve bizi ayakta tutan temel bir olgu
gülmedir. Her ÅŸart altında gülebilmeyi baÅŸarabilmektir. SavaÅŸta
biliyorsunuz gülmek kolay bir iÅŸ deÄŸildir. Ama biz, savaÅŸa deÄŸil ölümle
alay eden insanlar için hep gülmek, moral dolu yaÅŸamak ve ÅŸakalaÅŸmak
bir yaÅŸam biçimidir. Biz de morallerde küçüÄŸü büyüÄŸü yoktur kime rol
verilmiÅŸse o rolünü ya bir skeçte ya bir tiyatroda oynamak zorundadır.
Bu bir yaÅŸam duruÅŸudur.

Ve o nokta halen bugün Nokta Newroz’e olarak bilinir.

Ortaya
çıkıyor ki, biz bu noktada fazla kalmışız. DüÅŸman kapsamlı bir
operasyona baÅŸlıyor. Biz henüz gücümüzü düzenleyip dağıtmadan çıkan bir
operasyondur bu. Birisi kaçmış ve bize iliÅŸkin bilgi aktarmış ve bizim
hamle baÅŸlatacağımızın bilgisini de almışlar böylece. Engellemek için
üzerimize yoÄŸun gelecekler.

Biz
Kela Åžexa ReÅŸ’e gelmiÅŸiz. Şırnax’ın karşısındayız. Sabah erkenden
çatışmalar baÅŸlıyor. Bir takım komutanı Ali Kıçi, bir takım komutanı
Salih Kars’tır ve siyasi komiserimiz o altın gibi deÄŸerli olan İsmail
Derik’tir. Biz mevzilenmiÅŸiz, düÅŸman indirmelerle içimize giriyor ve
bombalarla iç içe giriyoruz. AkÅŸama kadar çatışmalar yoÄŸun sürüyor ve
bizim hiçbir kaybımız yaÅŸanmadan alandan çıkıp Gurdela vadisine
gidiyoruz. Sonra da düÅŸman radyoda kendi kayıplarından söz edecekti.

Bu
kez Aval’ın üstündeyiz. Bilinçli üzerimize düÅŸmanın gelmesi için
görüntü vereceÄŸiz. Ve tabii ki bir pusu atacağız. Köye giriyoruz erzak
alıyoruz. Ağırdan alıyoruz. Yerimizi köylülere söylüyoruz. Köyden çok
geç çıkıyoruz. Hepsi numara. Kimi köylüye gidin askere söyleyin gelsin
diyoruz. Ve köyün yukarısına çıktığımızda taÅŸ yuvarlatıyoruz.

Köyün
ihtiyar heyeti kendi aralarında toplantı yaparak bize “burada çatışma
çıkarmayın” kararı iletiliyor. Ama biz bir kere açık hareket etmiÅŸiz ve
düÅŸman geliyor.

İlk
vuruÅŸta 12 askerle bir üsteÄŸmeni deviriyoruz. Burada en büyük rol Salih
Kars yoldaşındır o BKC ile isabetli atışlar ederek düÅŸmanı hareketsiz
bırakıyor. Ancak bir kör kurÅŸun gelip Salih Kars yoldaşın kafasında
isabet edecek ve anında ÅŸehit düÅŸecektir. Gün boyu süren bir
çatışmadır. Ben bacağımdan yaralanıyorum. BaÅŸka bir yoldaÅŸ Ahmet Sere
Spi belinden bir mermi alacak ve sonra ÅŸehit düÅŸecektir. Biz geri
çekiliyoruz. Gece yürüyüÅŸte -ki birçok asi yerden geçmemiz
gerekiyor-Halil Gurdela yoldaşın çantası kayalıklara takılıyor ve bu
takılmayla birlikte kayalıklardan uçuruma yuvarlanarak ÅŸehit düÅŸüyor.
Henüz çok genç biriydi.

O
zaman genel komutanımız Hogir’dır, sonra da kontralaÅŸarak giden dörtlü
çetenin en etkili elemanlarındandı. Ona karşı ilk kez konuÅŸulacaktı ve
eleÅŸtirilecekti. O zaman tepe de ona dönük konuÅŸulmuÅŸtu. O zaman
bizlerde “kim komutansa o eleÅŸtirilemezdi” mantığı hakimdi. Birde
oldukça sert olan ve dediÄŸim dediktir diyen Hogır söz konusu olunca
bizim gibi yeni olanlar konuÅŸamazlardı. İşte o gün bir arkadaÅŸ “parti
istese onu kulağında tutup çeker” diyecek. Ve ben bunları ilk kez
duyacaktım. Yapılan çatışma toplantısında hem bize haber vermeden
çekilmesi, hem eylemin yapılma biçimi hem de takviyeyi geç göndermesi
ciddi eleÅŸtirilecekti.

Ve
aynı yıl bir sürü çatışmaya-aynı tarzda olmazsa da mantık aynı olduÄŸu
için-hep girdik. BoÅŸ avare, asi pratikleri yaÅŸadık. Ama sözde Kürt
tarzı yiÄŸitlik gösterileri için bilinçli hareketler çok yaÅŸanmıştır.
Hâlbuki biz, modern bir gerilla hareketiydik. Ve kürdün olumlu
yönlerini alacaktık ancak kaybettiren yönlerini almayacak ve ret ederek
dönüÅŸüme tabii tutacaktık. Ancak sonra da ÖnderliÄŸin “bize kaybettiren
yıllar” ya da “bize dayatılan bilinçli çetecilik” dediÄŸi yıllardır bu
yıllar.

Ve
Önderlik Hogır’ı önce 1989 Kasım çözümlemesi ile asi avare çetecilikle
ve halka karşı sergilediÄŸi kontra tarzı için sert eleÅŸtirecek ve bu
tarzdan dayatması üzerine tutuklanması talimatını verecektir. Ancak
Hogır bunu erkenden tesadüfen duyduÄŸu için 1990 Ocağında gidip Saddam
Hüseyin’e sığınacaktır.

Ve aynı yıl -1989- Hareketli Birlik iki parçaya ayrılacak ve Cuma yoldaÅŸ Gabar’da kalacaktır.

Cuma
arkadaşın katıldığı ve arkadaÅŸların düÅŸman askeri güçlerine ait
elbiselerini giyerek yaptıkları Güçlükonak civarında ki yol kesme
eylemine katılır.

Mixes’te
çetelerde 12 silaha el koyuyoruz. Cuma arkadaÅŸta yine bu eylemde var.
Adım adım tecrübe kazanıyor. Dile getirdiÄŸim gibi çatışmalar var,
halkla toplantılar, askeri kanunla gençleri katma derken belli bir
hareketliği yaşıyoruz. Bu arada fiziki ve iradesel duruşu ve araziye
olan hâkimiyetinden dolayı Cuma yoldaÅŸ öncülükte yapmaya baÅŸlıyor.
Giderek adım adım öne çıkıyor. Ancak halen sessiz ve içine kapanık
duruyor. Buna birde kimsenin ondan beklemediÄŸi fedakârlıklar
sergilemesi dikkat çekiciliÄŸi ekleniyordu. Kendi başına mutfaÄŸa
giriyor, ekmek yapıyor ve göreve çıkanlara ya da gidenlere yardım
ediyordu. Ve gerçekten güzel ekmekte yapıyordu.

Aynı
yıl Kani Botki toplantısına gidiyoruz. Kimine göre 850 arkadaÅŸ
toplanmışız ama ben o zaman 550 arkadaş olduğumuzu hatırlıyorum. Ne de
olsa arada tam 20 yıl geçmiÅŸ. İnsan yanılan bir yaratık, belki de ben
yanılmışımdır. Ana birlik güçlerinde yer alan tüm yoldaÅŸlar, terfi
ediliyor. BaÅŸarılı bir pratik sergilenmiÅŸ olmasa da önemli tecrübeleri
kazandırmıştı. Ve Cuma yoldaş burada manga komutanı olacaktır.

Cuma
arkadaÅŸ bu toplantı ardından Zozanlara geçer. Ve büyük
komutanlarımızdan Pılıng Kıçi yoldaşın yanında kalacaktır. Ve o kış
-yani 1990 kışında- Masiro alanında üsleneceklerdir. Ve onunla Baharın,
Besta Buke’de görüÅŸüyoruz, o artık birliÄŸin yönetim üyesi olmuÅŸtur. Ve
tekrar birbirimizden ayrılacağız ve o yine Zozanlara, Pılıng
arkadaÅŸlarla gidecektir.

O
yıl zozanları epey dolaşacaklar ve bir ara Garzan eyaletine gidip
çalışma yürüttükten sonra geri döneceklerdir. Ve o yıl en güzel
eylemleri binbaşı eylemidir.

Tahta
ReÅŸ’te bulunan yoldaÅŸlara düÅŸman yoÄŸun yüklenecektir. Bunun için hızla
bir ÅŸeylerin yapılması gerekiyor. ArkadaÅŸlara, yönelimi azaltmak
gerekiyor ArkadaÅŸları, o saldırılardan korumak gerekiyor. Pılıng Kıçi
arkadaşın koordinesinde bir eylem yapılacaktır. İşte bunun için
Pervari’nin bir köyüne toplantı yapmaya gelen binbaşı, yüzbaşı, üst
teÄŸmen ve bir sürü askere pusu atılarak vurulacaklardır. 9 G–3
kaldırılacak ve binbaşının telsiziyle bir sürü malzemesine el
konulacaktır. Bu pusuda Cabar Mardin yoldaÅŸ ÅŸehit düÅŸecektir. Bu eylem
o dönem basında oldukça büyük ses getirecektir. Bu eylemde Cuma Bilika
arkadaşın yanı sıra, Çiceka Kıçi ve Bedri Evraxi yoldaÅŸlarda yer
alacaklardır.

Eylem o dönemlerde Türk basınında ve BBC’de epey dile gelecektir.

Cuma
yoldaÅŸ, 1990 yılı sonlarına doÄŸru Haftanin de yapılan PKK’nin 4.
Kongresi’ne katılır. Ve o 1991 kışında Haftanin de kalacaktır. Ve o
takım komutanıdır. Yıl boyunca o Uludere-Haftanin hattında hareket
edecektir.

Bu
yılda vurulacak bir iki yer şunlardır; Zeviyan asker tepesi vurulacak 2
G–3 ile 1 adet MG–3 kaldıracak, 3 kez Xoxusa askeri tepesi etkili
vurulacaktır. Bu tepe aynı zamanda yöre de yeni savaÅŸçıların deneyim
kazanılması için kullanılan bir tepedir.

Devrim
de yer yer böyle durumlar yaÅŸanabiliyor. Arazi olarak düÅŸman gelmiÅŸ,
vurulması ve geri çekilmesi uygun bir yere tepesini kurmuÅŸ siz ise
böyle tepeleri neredeyse her gün vurarak onlarca düÅŸman askerini
vuracaksınız. İşte Xoxusa tepesi böyle bir tepedir.

Esasta
baÅŸta Cuma arkadaÅŸ olmak üzere birçok arkadaşın tecrübe kazanacağı bir
yıldır. Bizde insanlar hemen bir günde yetiÅŸmiyor. Bir komutanın
doÄŸması için yıllarca emeklemesi gerekiyor. O eylem, bu eylem derken
deneyim kazanıyor. Yine gerilla da ne kadar kurum varsa orada tecrübe
kazanarak piÅŸiyor. ÖrneÄŸin siz lojistikçilik yapmamışsanız, iÅŸin
detayını anlayamazsınız. Siz güvenlikçilik ve nöbet listeciliÄŸi
yapmamışsanız, hangi insanın ne zaman duyarlı ve ne zaman duyarsız
olduğunu bilemezsiniz. Keşifte pişmemişseniz, iyi planlayıcı
değilsiniz. Muhaberecilik yapmamışsanız, cihazda gizli konuşmasını
bilmeyecek ve düÅŸmana hep açık vereceksiniz. Öncülük yapmamışsanız,
yeterince inisiyatifli olamıyorsunuz demektir. Bunları böylece daha da
sıralamak mümkün. Gerillayı hazırlamak, öyle sanıldığı gibi bir silahı
al ve yürü düÅŸmanın üstüne olmuyor. Sabırla, sebatla, sakinlikle,
karınca kararınca, adım adım, düÅŸe kalka, yorula yorula, düÅŸünceyi
geliÅŸtire geliÅŸtire, gerillalaşıyor insan. Bu evreleri geçirmemiÅŸ bir
komutan, belki komutan olabilir. Ancak çoÄŸu zaman, kolay kaybeden
komutan oluyor.

Cuma
arkadaÅŸ bu hareketli yılın sonunda OrtadoÄŸu’ya yani Mahsum Korkmaz
Akademisi’ne parti ÖnderliÄŸimizin yanına gidecektir. Size OrtadoÄŸu
demem tuhaf gelmiş olabilir. Ne de olsa ortadoğudayız ve ben, size
OrtadoÄŸu’ya gideceÄŸinden söz ediyorum. Siz eÄŸer bizi tanımak
istiyorsanız biraz da bizi bileceksiniz. Ortadoğu derken biz Mahsum
Korkmaz Akademisi’nden konuÅŸuruz. Ya da bizim coÄŸrafik tanımlamamızla
düÅŸmanın ki bir olmaz. Hatta Avrupa da ya da dünyanın baÅŸka bir yerinde
bizim eyaletlerimiz ile o ülkelerin eyaletleri bir deÄŸildir. Bunu da
küçük bir bilgi olarak vereyim.

O
Önderlik sahasında tanıdığımız imajını deÄŸiÅŸtirecektir. Bizim
bildiÄŸimiz sessiz, durgun, içine kapanık Cuma arkadaÅŸ dönüÅŸecektir.
Artık konuÅŸandır, tartışandır, ikna edendir. Cuma yoldaÅŸ Önderlik
yanında kalırken onun güvenliÄŸinde de yer alacaktır. Ve o bu güvenlik
takımının da komutanıdır. DoÄŸalında bu Önderlikle daha fazla tartışma
ve yakınen tanımadır. O burada ciddi bir eğitim ardından tekrardan
ülkeye gelecektir.

Aynı
yıl -1992- o, Önderlik sahasından Haftanin alanına gelecektir. Bölük
komutanıdır. Burada güç fazladır. Ve Cuma arkadaşın artık
efsaneleÅŸeceÄŸi yıl ya da süreç yaklaÅŸmaktadır.

1992
yılının güney ihanet savaşı baÅŸlıyor. Güneyli güçlerin TC ile birlikte
üzerimize ortakça geldikleri yıllardır. ABD ile İngiltere’nin de
icazetini alarak gelen milyonluk bir Türk ordusu ile bir türlü kendisi
olamayan iÅŸbirlikçi Kürtlük ortaklaÅŸa geliyorlar. Tüm uluslararası
gericilik kol kola, ele ele.

Bir
taraftan TC tüm güçleriyle yüklenirken, ihaneti derinliÄŸine yaÅŸayan,
ilkel milliyetçilerde güneyden bize saldırıya geçiyorlar. Hem de tüm
güçleriyle. Sonradan öÄŸreneÄŸiz ilkel milliyetçiler gidip sıradan
peÅŸmergelere “bunlar çoluk çocuk, savaşı bilmiyorlar, paraları çok,
güzel kızları da var, gidip hepsini teslim alıp geliriz” diye
kandırmışlar.

Savaşın
ilk gününde adeta körü körüne üzerimize gelen onlarca peÅŸmergenin
cenazeleri yere düÅŸtüÄŸünde gerisin geriye kaçtıklarını da görecektik.
Kahrolası bırakuji diyeceÄŸiz ama egemen, aÅŸiretsel kültür her zaman
bırakuji olmamış mıdır?

Her
gerillanın ruhunda ihanete karşı savaşım fırtınaya dönüÅŸür. Bizim için
burası bir kördüÄŸüm niteliÄŸindedir. Tarihin derinliklerinden günümüze
kadar akıp gelen, Kürt ihaneti iÅŸbirlikçilikle vücut bulmuÅŸtur.
Buradaki ihanetin gücünü kırmak ve etkisiz bir konuma getirmek için
keÅŸifler yapılacak. GeleceÄŸin yaÅŸamında örgütlemeyi ihmal edilmeyecek.
Çünkü, burada yıllara yayılan bir tarih yaratılmış, daha yaÅŸamlarının
baharındayken birer tohum gibi düÅŸmüÅŸler topraÄŸa, tekrar filizlensin
diye.

İhanetin
kör inadı, yüzlerce ananın gözyaşına yenilerini katmış burada, feryada
dönüÅŸmüÅŸ, genç kızların çığlıkları. Burada üryan ana rahminde geleceÄŸi
karartılan, yetim bebekler doğurtmuş. Bu topraklara, bu acıyı
dindirmeye geldik mi?

Önderlik
tam da bu noktada bize “Tam da bu noktada, yaÅŸaması gerekeni yaÅŸatmak
için bunları yaÅŸatmamak kuralına baÄŸlı kalmamız gerekiyor. Bundan
çıkarmamız gereken sonuç, yaÅŸatılmaması gereken yanlarımızı, yaÅŸatma
yanlarımıza göre deÄŸerlendirmek ve yaÅŸaması gereken yanlarımızın önünde
engel olmaktan çıkarma gücünü göstermektir. YaÅŸamayı mümkün kılacak
deÄŸerleri boÅŸa çıkaran, o deÄŸerleri çürüten kiÅŸileri, özellikleri,
hatta kendi bazı yanlarınızı, özelliklerinizi yıkma cesaretini, yıkma
gücünü, yıkma iradesini, yıkma çabasını gösteriyor musunuz? Bunda
samimi misiniz? Bu temelde bir ıslah olmayı hak ediyor musunuz? Bunu
çok açıklıkla yapabiliyorsanız, yaÅŸanması gereken yanlarınızı daha
güçlü yaÅŸamaya dönüÅŸtürmeliyiz” demektedir. Ve bize düÅŸen ve Cuma
yoldaÅŸa düÅŸende bu deÄŸil midir?

Güney
savaşında Cuma arkadaÅŸ, bir nevi yeni ülkeye gelip de genel Botan
koordinesi olan Cemal arkadaşın yardımcısı gibidir. Cuma arkadaşın
cephesinde 175 arkadaş vardır. Onun savaşacağı cephe Xantur ile Derkar
arasında ki hattır. O bu cephe de destan yazar. 92 Güney İhanet
Savaşına karşı direniş denildiğinde, ilk akla gelenlerinde başından
biride, Cuma Bilika yoldaştır.

Bu
kıyasıya bir direniş ve iradesel duruş demektir. O bu ihanet savaşında
onlarca belki de yüzlerce eyleme katılacaktır. Zaten Cuma yoldaşın
sonrada Cuma Bilika olarak asıl anılacağı ve göstereceÄŸi örgütlü
permorfanstır. Yer yer vardır ki aynı günde beÅŸ kez saldırıya aynı
arkadaÅŸlar gider. SavaÅŸacaklar bellidir. Birde yüzlerce yeni savaÅŸçı
vardır. Bunlarda katılacaklardır. Bir arkadaşın sonra da anlatacağı
gibi biz onlara “eyleme giderken gizli gidin, sürünerek gidin, yerle
bir olun. Ve mevziye yaklaştığınızda bombalarınızla vurun o zaman zafer
sizindir diyecektik. Ve gençler bunu yaptı ve zafer bizim oldu”
diyecektir.

Yüzlerce
saldırıya katılır. Doçka kullanır. Güçlerini, anı anına denetler
savaÅŸtırır. O dediÄŸimiz gibi bu savaÅŸta yeni bir komuta tipi çizer.
Oldukça baÅŸarılıdır.

Güney
savaşına tüm özellikleriyle ve fedakârlıklarının en büyüÄŸüyle damgasını
vuran Cuma'ye Bilika yoldaÅŸ büyük bir gücü Cudi’ye geçirecektir. Burada
güçlerini Xantur tepesinde toplayacak ve onlara komutanca bir toplantı
yapacaktır. Örgütün direniÅŸi sürdüreceÄŸini ancak bir kısım arkadaşın
alandan dışarı çıkmasını söyleyecektir. DireniÅŸ 40’ıncı günündedir. Bu
bir nevi gerilla tarzıdır. Çıkılacak ancak geri tekrardan gelinecektir.

Engebeleri,
karanlık bir sessizliÄŸin içinde yürüyeceklerdir. Sınırsız düÅŸler
yaratan uzun yürüyüÅŸlerinden biri olacak bu. Dünyanın en uç noktasına,
suların daÄŸ zirvelerinde buluÅŸtuÄŸu en uç noktasına yürüyecekler.
Dolambaçlı dar patika yolda düÅŸmanla karşılaÅŸabilecek olmanın temkinli
adımlarıyla yürürlerken, yol kenarlarında sık meÅŸe aÄŸaçlarının arasında
aniden beliriveren keklik kanatlarının birbirine çarpan gürültüsü,
bulutların arasından sıyrılan ayın puslu aydınlık derinliğinde karanlık
bir çizgi gibi uzaklaÅŸacak her seferinde.

Ve
yürüyüÅŸ baÅŸlıyor. Çıkarken de yanlarında yalnız yarım teneke mırtoka
vardır. Güçler geri çekilecek, ancak ancak dört günlük bir yürüyüÅŸle
ulaÅŸabileceklerdir. ÖrneÄŸin ilk gün Ahmet Rapo arkadaşın ÅŸkeftlerine
ancak ulaÅŸabileceklerdir. Hâlbuki bu mesafe normal bir gerilla için
ancak birkaç saatlik ya vardır ya da yoktur. Ancak açlık, yaralanmalar,
yeni olmalar, düÅŸmanın yoÄŸun yüklenmeleri derken ciddi zorluklarla geri
çekilme yapılacaktır. İkinci gün Sınat’ta askerlerle iç içe
gireceklerdir. Üçüncü gün Kani Spindarok’a ulaÅŸacaklar ve zorlu bir
yürüyüÅŸ ardından Cudi’nin Bilika köyüne varacaklardır. Ancak geri
çekilme esnasında, Kani Çınare de 6 arkadaÅŸ mayına basacak ve bunlardan
4 arkadaÅŸ ÅŸehit düÅŸecektir. Böylesine zorluklarla dolu geçen bir geri
çekilmeyi yürütmek hele hele dört tarafınızı düÅŸman kuÅŸatmış ise bu iÅŸi
saÄŸlam sonuna götürmek herkesin karı deÄŸildir.

Ahmet
Rapo arkadaş, sonradan ihanet edecek olan Memedi Başuri komutasında bir
taburla Çiyaye Spi'ye geçecekler, büyük Cuma (Cemil Bayık) arkadaÅŸ,
genç delikanlımız öncü komutanımız Ekrem yoldaÅŸla Tanin’den Botan’a,
Besta’ya -Deryana- geçecek ve eyalet komutanı olan Cemal arkadaÅŸta iki
taburluk güçle Haftanin de kalarak direniÅŸe devam edecektir.

Dışarı çıkan toplam üç taburdur. İçeride kalan ise 2 taburluk güçtür.

Bir
de bir durumu daha açıklıkla ifade edelim. Sanki devrimde her ÅŸey
güllük gülistanlık ve öyle kolay ve herkes gerilla olabilir diye bir
kanı var. En azından kendisini bilmez ve zorluk nedir görmemiÅŸ, ukala
tiplerde bu görülmüÅŸtür. Ve hatta gösterilen direniÅŸini küçümseyenlerde
deÄŸil ki yoktur.

Kıyasıya
bir direniÅŸ yaÅŸanıyor. Açlık var. Susuzluk var. Ve ölüm büyük insan
Che’nin dediÄŸi gibi “nereden geliyorsa gelsin” deÄŸil, nereden geleceÄŸi
belli olmayan bir savaşımda eÄŸer siz yeterince inançlı deÄŸilseniz ve
yeterince kararlı deÄŸilseniz bu toz duman, top tank atışları, uçak ve
kobra saldırılarına yeterince güç getiremeyeceksiniz. Hele hele Ferhat
yani Oso’nun Xakurk’te teslimiyetini de eklerseniz, o zaman birçok
insanın yaşayacağı ruh halini anlamanız gerekecek.

Güçler
böyle Haftanin de dışarı çıkarken her yerden destek amaçlı eylemler
yapılacaktır. Bunlardan en etkilisi Cudi’de yapılacaktır.

Ve
Gıre Ali tepesine konumlanmış düÅŸman üzerine kapsamlı bir eylem
düzenleyeceÄŸiz. Bu tepe aynı zamanda Güney Savaşının bir nevi gerideki
koordinesidir. KeÅŸiflerinde Adil arkadaÅŸ var. Tepeyi vuruyoruz. 8 adet
G–3, büyük cihaz, MG–3 kaldıracağız. Ancak Giteli ve Diderili iki DoÄŸan
arkadaşı burada kaybedecektik. Sonrada bu tepeye Tepe Doğana ismini
verecektik.

Cuma
Bilika arkadaÅŸ, Haftanin de yanımıza kendi güçlerini getirdikten sonra
“yeni güçlerin geleceÄŸini” söyleyerek geri gidiyor. Biz Kox’a
çekiliyoruz. Oradan hızla Adil arkadaÅŸ Gabar’a gönderiliyor. Çünkü
gelen güçler için, hazırlığın yapılması gerekiyor. En önemli yerlerden
birisi Gabar’dır.

Tam
da bu arada Gabar’daki arkadaÅŸlar da Rojhate Bluzer ve Xelil arkadaşın
öncülüÄŸünde Güneye destek amaçlı TRT Blucina’yı vuruyorlardı. Xelil
arkadaşın kolu araziye çıkan TRT askeri güçlerinin pususuna düÅŸüyor.
Ancak bu pusuyu vurarak, imha edip hedeflerine yönelirken, karakoldaki
düÅŸman, askerlerinin yardıma koÅŸmak isterken, Rojhate Bluzer arkadaÅŸ
arkadan karakola girerek, tüm karakolu ele geçirirler. 15 katırla
karakoldaki cephaneyi taşırlar. 15 adet G–3, 1 adet MG–3, 57’lik top,
60’lık havan ve karakolda askeri malzeme olarak ne varsa.

Cuma
arkadaÅŸla biz Cudi navserinde görüÅŸeceÄŸiz. Güçleri periÅŸan olmuÅŸ. Bir
saatlik yolu 4 saatte alamıyorlar. Epey hırpalanmışlardı. Yanımızda 2
ya da 3 saat kaldıktan sonra bizden ayrılacaktır. Önce Besta da bulunan
Cemil Bayık yoldaşın yanına, oradan da Haftanin’e geçecektir. Ancak bu
arada Güney Savaşı bitecektir.

Savaşın yaraları bir yandan sarılırken, diÄŸer yandan gelecek için hazırlık ÅŸart olduÄŸu için çalışmalar daha hızlı sürecektir.

Savaşın
deÄŸerlendirilmesi, geleceÄŸin plana kavuÅŸturulması için Botan konferansı
Çala’da yapılacaktır. Cuma arkadaÅŸ bu toplantıya katılmayacak o
Haftanin sorumlusu olarak orada kalacaktır. Ve konferansla birlikte
onun sorumluluÄŸu resmileÅŸecektir.

O
Haftanin’dedir ancak Haftanin zorlu bir sahadır. Çok büyük güçlerin
bulunduÄŸu bir alandır. GeliÅŸ gidiÅŸlerin yoÄŸun olduÄŸu, Önderlik
sahasıyla iliÅŸkiler hep buradan yapılır ve tabii ki Botan’a en çok
destek buradan gidecektir. Böylesine bir alana verilmek özel
yetenekleri gerektirir. Güçlerin dilinden anlayacaksın, olgun
olacaksın, örgütleme yeteneÄŸin güçlü olacak, insanları ikna gücün
yüksek olacak, daralmayacaksın, tersine geniÅŸ olacaksın, dert küpü
olacaksın, yanı sıra insan sarrafı olacaksın. Evet, Cuma yoldaşta bu
özelliklerin tümü mevcuttur. Yoksa neredeyse eyaletin ikinci karargâh
rolünü üstlenen Haftanin alanını yürütmek mümkün olamaz.

Bu
kadar örgütsel ve alt yapı çalışmasının yanı sıra eylemliklerde vardır.
Henüz ateÅŸkes biter bitmez Hilal Karakol tepesini vuracaklar ve burada
1 adet A–6, 3 adet G–3 ve bazı askeri malzemeler kaldıracaklardır.

BeytüÅŸÅŸebap
yolu ile Uludere yolu sürekli kontrol edilecektir. Devrimin yükseliÅŸe
geçtiÄŸi yıllardır. Bir grup görevli tepeci canımı sıkılmış, hemen yola
inip, yol kontrolü yapmaktadır. Artık bu düzeyde TC sistemi Kürdistan
da iÅŸlevsizleÅŸmiÅŸtir. Birçok telefon ve cereyan direkleri kesilecek,
yollar kesilecek, pusular atılacak, tacizler ve halkla toplantılar
yapılacaktır.

Eylemler
devam edecek. Kıror tepesi baÅŸarılı bir ÅŸekilde vurulacak ve birçok
silah kaldırılacaktır. Meydane tepe karakol tepesi bir alışkanlık gibi
hep vurulacaktır.

Ancak
bazı baÅŸarılı eylemlerin yanı sıra kimi taciz, kaçkın bireyler ÅŸahsında
fazla göze batmaktadır. Yine bazı kayıplardan kaynaklı eyalet komutanı
bir ara, bir taburun tümden eÄŸitime çekilmesini isteyecektir. Yine aynı
gerekçeden dolayı kısa bir süreliÄŸine Cuma arkadaşın yönetimi ile
birlikte görevi durdurulacaktır. Ancak bir hafta sonra görevi tekrar
verilecektir. Burada verilen mesaj “gücünü iyi denetle, kontrol et,
atıl bırakmadır” Ve mesaj alındıktan sonra görevi iade edilmiÅŸtir.

O
yıl en kapsamlı düÅŸünülen eylem Uludere baskınıdır. Plana göre Uludere
zapt edilecek ve içerisinde kalınacaktır. Eylemin hazırlıkları ve keÅŸfi
çok sürer. Öyle ki eylem henüz baÅŸlamadan Mersin’de bulunan yurtsever
bir milisimiz “bugün Uludere de her ÅŸey ana baba günü olacaktır”
diyecektir. Özcesi gizlilik dikkat edilmemiÅŸ, onlarca milis bu iÅŸe
bulaÅŸtırılmış ve sonuçta eylem daha baÅŸlamadan sabote olmuÅŸtur. DüÅŸman
tümden tedbirlerini alarak yüzlerce yoldaşın günlerce harcadıkları
emekler boÅŸa gitmiÅŸtir.

SavaÅŸ
budur işte. Sen savaşla oynarsan, savaşta seninle oynar. Sen savaşın en
önemli kuralı olan gizliliÄŸe dikkat etmemiÅŸsin ve savaÅŸ sana kan ve
kayıp olarak geri dönmüÅŸtür. Bu eylem tacizi aÅŸamayacak, iki arkadaÅŸ
şehit ve beş arkadaşta yaralanacaktır. Bu eylem sadece Uludere ve
Haftanin güçlerine ait deÄŸildir. Genel eyalet güçleri de bu baÅŸarısız
eylem planlama ve uygulamasında yerini alacaklardır.

Geçerken
söyleyelim o dönemlerde Engin Sincer yoldaÅŸ Cuma arkadaşın yanında
muhaberecilik yapacaktır. Ve büyük ihtimalle o da Cuma arkadaÅŸta Botan
insanıyla ilişki nasıl kurulacağının ilk cevaplarını o yıllarda
almıştır.

1994
Ocağında eyalet askeri konsey toplantısı yapılacaktır. O da bu önemli
toplantıya katılacak ve toplantı ardından Botan-Behdinan Konferans
hazırlıklarının yapılması ona verilecektir. Ve o bu kapsamlı görevle
tekrar Haftanin alanına dönecektir.

Botan-Behdinan
Konferansına hem hazırlayan hem de güvenliÄŸini saÄŸlayan olarak
katılacaktır. Ve konferans ardından o, Cudi alanına verilecektir. O
zaman Cudi’de yaÅŸanan Silopi ovasındaki 27 kayıptan dolayı bölge
komutanından rapor istenecek ve ardından yeri değiştirilecektir. Ve
yeni komutan olarak o atanacaktır. Ve onun yanında yardımcılar olarak
Yılmaz Uzun -ki zindan çıkışlıdır- ile DoÄŸan Dıderi yoldaÅŸlar vardır.

O,
alana geçer geçmez hazırlıklara baÅŸlayacaktır. Alanın konferansı
yapılacak ve yine 94 yılının kapsamlı eylemleri için alt yapı
hazırlıkları gerekmektedir.

Bu
hazırlıklar henüz sürerken Çırav ile Gabar alanlarına düÅŸmanın
saldırıları baÅŸlıyor. Tam o süreçte Cudi, eyalet hareketli birlikleri
ve Besta güçleri Şırnak kuÅŸatmasına baÅŸlayacaklardır.

Yollar
kesilecek, 120’lik havanlarla tugay vurulacak ve geceleri de saldırılar
sürdürülecektir. Şırnak tugayın helikopterlerin iniÅŸlerine izin
verilmeyecektir. Üç gün boyunca kuÅŸatma sürecek ve ardından kuÅŸatma
kaldırılacaktır. Aslında iyi bir deneme olmuştur. Bu kuşatmanın
koordinesi Cuma yoldaş ile Adil Bilika yoldaşlardır. Ve bu kuşatma
esasta Gabar operasyonlarına destek amaçlıdır. DüÅŸmanın yönelimlerini
hafifletmek için uygulanmıştır.

O
zaman biz, Gabar da Spiyvan tepesini vuruyoruz ve 2 adet M G–3
kaldırıyoruz. Pale bu eylemde var. Cuma arkadaşlar ise Bespin tepesini
vurarak 1 adet A–4 ile 2 adet G–3 kayıpsız kaldıracaklardır.

Eylemler
sürecektir. Suikastlar, mayınlar, tacizler, pusular yoÄŸundur. Aynı
süreçte bu kez Kerya ReÅŸ kuÅŸatılacak ve havanlarla, 57’lik toplarla,
yakın mesafede suikastlarla vurulacaktır. DüÅŸman o zaman “Siyah Kaya
Taburu kuÅŸatıldı” diyecekti.

Eylemler
böyle yaygın devam ederken, düÅŸmanın da saldırıları daha belirginlik
kazanıyor. Adeta her tarafı önüne vererek geleceÄŸe benziyor. Henüz
Gabar ve Çırav’a saldırıları sürüyor. Köyleri bombalamaları var. Bu
yeni bir durum demektir. Eyalet komutanı, alan güçlerini dolaÅŸarak hem
moral ve isteklendirme yaratırken hem de hazırlık düzeylerini gözden
geçirmektedir.

Bu
çalışmalarını yaparken Cemal arkadaÅŸ, Besta’dan Cudi alanına
geçecektir. Kani Axe (Zerinker ile Çela Jare arasında) çıplak ve düz
bir alandır. Hemen üstlerinde bir birlik ateÅŸ yakmıştır, yerleri yüksek
olduÄŸu için düÅŸman görüntü alacaktır.

Gece
hiçbir zaman, tadının tam anlamıyla alınamayacağı bir sakinlikle sürer.
Kara bir vapurla dönüÅŸ gibi bir his bırakır insanın içinde. Bazen de
yağmurla gelen zifir karanlığın bilinmezliğinin cazip korkusu, dolar
yüreklere. Oysa gece her ÅŸeye raÄŸmen kendisini sürer ve sürdürür. Ve
sır olmaya devam eder. BaÅŸka yaÅŸamlar ve baÅŸka duygular… Her biri bir
ırmak gibi akar ve hiçbiri bir diÄŸerine karışmaz. Ayrılık deÄŸil adı,
kavuÅŸmasalar da. Aynı yöne akmanın bilgisidir belki de.

Her
yaşam başka bir ırmak gibi akarken gecede, neden bilinmez ama gecenin
herkese eÅŸit inmediÄŸini düÅŸünür insan hep. Bazılarına tüm cömertliÄŸi
ile sunduÄŸu sakinlik iken, bazılarına yalnızlığın korkunç girdabı gibi
gelir. Bazılarına ÅŸafağın müjdesini verirken, bazılarına akÅŸamın
hüzünlü türküsünü mırıldanır. Zamanı kefesine koyar, mesafe anlamını
yitirir karanlıkta. Çok uzaklarda demeyelim ama, hiçbir yerde olmadığı
kadar dost canlısıdır gece bir yerlerde. Bu nedenledir ki gecenin
herkese eÅŸit inmemesi, içimizi burkar hep. Bazen haksızlığa
uÄŸradığımızı düÅŸünürüz, bazen de haksızlık ettiÄŸimizi. Ne de olsa
gecelerin kuşları olarak hep biraz da avantajlısın. Hatta bazen şanslı
olduÄŸumuzu düÅŸündüÄŸümüz bile olmuÅŸtur. Åžansın nasıl geldiÄŸi deÄŸiÅŸse de,
onun geceyle geliyor olması, gecenin sihrine olan merakı biraz daha
arttırıyordu. Aynı yıldızlar altında paylaştığımız geceyi birbirimize
göstermek ve birbirimizi tanımak için yırtmaya karar verdik.

Ancak bu kez öyle olmayacaktı. Bu kez kendisini geceye hazırlayan zalimler, zalim teknikleriyle geleceklerdi.

DüÅŸman
Siirt’te kobraları kaldıracak ve ilk kez gece dürbünlerini
kullanacaktır. Ve bu muhtemelen o yıllarda TC ile Siyonist devletin
işbirliği ile geliştirilen bir teknik olacaktı.

Direk
arkadaşların kaldığı alana geleceklerdir -zaten her tarafta ateşler
yakılmıştır- dalış yaparak roketlerle vuracaklardır. Cuma arkadaÅŸ önce
Cemal arkadaşı saÄŸlama almak isteyecek ve tekrar dönüp çantasını almak
isterken bir roket ona isabet edecek ve yerinde ÅŸehit düÅŸecektir. O
zaman Hogir ismindeki yoldaÅŸta önce yaralanacak ve sonra ÅŸehit
düÅŸecektir.

Ve
artık Botan’ın yeni geliÅŸen komutanlarından olan Cuma Bilika yoldaÅŸ,
aramızda olmayacak. Bu alan güçleri üzerinde ciddi bir moral
bozukluÄŸuna yol açıyor. Kısa bir sürede herkesin gönlüne taht kurmuÅŸtu.
Üslubuyla, yaklaşımlarıyla, sevecenliÄŸiyle, yaÅŸça olgunluÄŸuyla herkesin
dert paylaÅŸanı olarak onun yeri ayrı durduÄŸu için, herkes
etkilenecektir.

Ben
o zaman Gabar’dayım. Küçük cihazda “gece ateÅŸ yakılmasın” denilecek ve
gizli bir kanalda hemen Cudi’ye gelmem istenecektir. Ben ise bazı
çalışmaların aksamaması için, gelecek olan komutan arkadaşı bekleyip ve
yapılanları, yapılmayanları aktararak gelmemin doğru olacağını
söylüyorum. Eyalette kabul ediyor. Ben bir müddet bekliyorum. Ve sonra
Cudi alanına doÄŸru yola çıkıyorum.

Cudi
alanına ulaÅŸtığımda Åžax’da bir grup arkadaÅŸ benim kendilerine toplantı
yapmamı istediler. Hâlbuki bizde adet bu deÄŸildir. Yapamayacağımı
söylediÄŸimde ise öÄŸreniyorum ki büyük komutan, emeÄŸin sembolü,
olgunluÄŸun ve yoldaÅŸlığın timsali olan yüce insan Cuma Bilika yoldaÅŸ
ÅŸehit düÅŸmüÅŸ. Tarih 11 Haziran’dı. Ve ben, yapının ne kadar Cuma
arkadaÅŸa baÄŸlandığını o zaman yapılan konuÅŸmalarda öÄŸreneceÄŸim. Kimi
yoldaÅŸlar onu Agit arkadaÅŸa, kimi yoldaÅŸlar ÖnderliÄŸe baÄŸlı ve
ÖnderliÄŸe yaraşır tarzda çalıştığını söyleyecekti. Bunlar sadece bir
kahraman yoldaşın arkasında sarf edilen sözler deÄŸil. Bunlar hepsi
insanların gönüllerine taht kurmuÅŸ, bir komutanın ardından yakılan
ağıtlar gibidir. Ve tabii ki siyasal mesajlar da içermektedir. Ve siz
eÄŸer böylesine bir komutan arkadaşın yerine atanmışsanız, o zaman onun
gibi gönüllerde taht kurmalısınız ki kabul göresiniz. Ki çoÄŸu zaman tüm
olumlu çaba ve denemeleriniz yerine, bu yeri alamazsınız. Çünkü her
yoldaşın bıraktığı kendine has çizgileri ve renkleri vardır. Ve bunlar
sadece ona has olduÄŸu için özeldir. Özel olanın arasına kim girebilir
ki?

İşte
ben Cudi’ye yeni gelmeme raÄŸmen bunları düÅŸünüyorum. Ve yapabilir miyim
tereddüdü yaygın geliÅŸiyor. Ama yapmak zorunda olduÄŸumu da biliyorum.

Önce
Yılmaz Uzun yoldaÅŸla buluÅŸuyorum. GeniÅŸçe konuÅŸuyoruz. Sonra Cuma
arkadaşın yanında bulunan iki genç güvenlikçiyi de yanıma alıyorum.
Bunlar Merxas-Pervari ile Harun Şırnaklı yoldaÅŸlardır. O zaman Cudi’de
bir Türkiyeli devrimci grupta bulunuyor. Onlarında epey etkilendiÄŸini
görecektim.

Ve
hızla bir ÅŸeyler yapılmalıdır. Aksi durumda yapının morali düzeltilemez
ve harcanacak tüm çabalar boÅŸa akıp gider. Bunun için Bespin karakol
tepesinin keşfi yapılıyor ve bir gece de ansızın vuruyoruz. Ve burada
17 düÅŸmanın cenazesinin üstüne gidiyoruz. Burada A–6, 57’lik top, 2
adet M G–3, 10 adet G–3 ile bir sürü askere malzeme kaldıracağız. Ve
hepsi 1 saati almıyor. Tek bir kayıp vermiyoruz. Ve bu eylemde Cabar
Tayi, Berxwedan Tek Kol, Gabar Sperti, Cudi Sperti ve Cudi Gundik
yoldaÅŸlar önemli roller üstleneceklerdir.

İşte
bu PKK’de bir ilkedir. YoldaÅŸlarının kanını yerden bırakmayacaksın ve
misliyle hesabını soracaksın. Başka da yoldaşlara nasıl bağlı
olduÄŸumuzu söylebiliriz ki?

Ve
bu eylem ardından o güne kadar ÅŸahadeti ilan edilmeyen Cuma Bilika
yoldaşın ÅŸahadeti resmi ilan edilecek ve tüm bölgelerde onun anısına
eylemlerin yapılması talimatı verilecektir.

Ve
PKK’de verilen böylesi tüm talimatlar bir anlamda ÅŸehide verilen sözler
değil midir? Haki Karer yoldaşın şahadetine verilen cevap partileşmeye
doğru adım atmayken, Agit yoldaşın şahadetine verilen cevap ise gerilla
birliklerinden ARGK’ye, yani orduya evirilme deÄŸil midir?

Evet,
bizde ÅŸehit baÅŸka anılır. Öncelikle ÅŸehidin yolu izlenir. Dava adamı
denilen söz, burada anlamını bulur. Åžehitler dava uÄŸruna can vermiÅŸ
iseler, ardılları bu davayı daha ileriye götürmek için ÅŸehide baÄŸlı
kalacak ve ona bağlı yaşayacaklardır.

Bu da PKK’de ayrı bir ilkedir.

Cuma
yoldaşı nasıl tanımlayacağız, nasıl ele alacağız? Aslında onun Botan
komutasında farklı bir yapıya ve duruÅŸa sahip olduÄŸunu söylememiz
yanlış olmaz. Öncelikle o hızla geliÅŸen birisi olmuÅŸtur.

O
ilk yıllardaki durgunluÄŸunu aÅŸarak çok erkenden bölge komutanı
olmuÅŸtur. Neredeyse üç yıllık bir süreyi aÅŸmayan bir zaman dilimidir bu.

Soğukkanlıdır,
olgundur, sakindir. Ama aynı zamanda ayağa kalktığında otoriterdir. Ama
onun otoriter duruÅŸu, gücünü yetkiden almıyor. Onun otoritesi ortaya
koyduÄŸu çözüm gücüyle ile yaÅŸamdaki duruÅŸundan ileri geliyor.

O
bir emekçi. Ve emeÄŸiyle yükselen biri. Ve emek üzerinden insanlarla
iliÅŸki kurmaktadır. Onun her arkadaÅŸa mutlak emeÄŸi geçmiÅŸtir. O
herkesle mutlaka alıp vermiş ve ilgilenmiştir.

Örgütçüdür.
Bir sürü gücü bir arada ahenkle yürütebilme kapasitesini gösterebilmek
ancak örgütçü yetenekleri ile izah edilebilir. Ama aynı zamanda
pratisyendir.

O
örgüt sorunlarından kaçmayan biridir. Varsa sorunlar onları çözmek
için, elini o sorunlara atar. O kadar gücü yürütme cesaretini baÅŸka
nasıl tanımlayacağız. O yıllarda her babayiğit Haftanin alanına talip
olamaz. Ama o, örgüt demiÅŸ ise o bu iÅŸte vardır. O, örgütün yükünü
paylaÅŸmaya her zaman vardır. Belki de Önderlikle yakın teması bu
özelliÄŸi ona kazandırmıştır. Belki de ailenin büyüÄŸü olarak erkenden
sorumluklarla karşılaÅŸma insana böyle özellikler katmaktadır.

Ve
ilginç gelebilir o süreçlerde dahi, onun bulunduÄŸu yerde bayan
yoldaÅŸlarla sorunlar yaÅŸanmıyordu. Çünkü o esnekliÄŸi gösterebiliyordu.
Belki de evli oluÅŸundan kaynaklı, Kürdistan kadının yaÅŸadıklarını
görmüÅŸtür ve kadına yakın durmayı buradan almıştır. O da bilinmez!

Eylemlere
karşı, tutuk deÄŸildir. Gözü kara deÄŸildir, ama planlıdır. Plan
yapılmışsa, o planı hayata geçirendir. Ancak planı da kılı kırk yarar
tarzındandır.

Evet,
Cuma Bilika yoldaÅŸ budur. O, partinin 5. Kongre’sinde manevi merkez
seçilecektir. Ancak biz Cuma yoldaşı çok erken kayıp ettiÄŸimizi, tüm
hüznümüzle söyleyebiliriz. Çünkü o adım adım geliÅŸen ve geliÅŸtikçe,
örgütün yükünü paylaÅŸan bir komutandı. O, giderek kapsamlı eylemlere
adım atarken esasta gelecekte nasıl verimli olabileceğini
göstermekteydi.

Evet, biz onu çok erkenden kayıp ettik. Hem de çok talihsizce!

Güzel
ve sarışın yoldaÅŸ, seni hiçbir zaman unutmayacağız. Bize bıraktığın o
güzel karakterini, öncelikle kendimize ve sonrada daÄŸlara çıkacak her
bir gerillaya ekmek için elimizden gelen tüm çabayı harcayacağız.

Ve
seni, Cudi navserine yani Sefin’e Nuhlara yakışırcasına, tarihe altın
harflerle yazacağız. Seni her Nuh peygamber anıldığında anacak kadar
tarihe mal edeceÄŸiz.

Sen peygamberlerin gemisinde rahat uyu. YoldaÅŸların yoldaşı, gözün arkada kalmasın!

Ruhun ÅŸad olsun güzel yoldaÅŸ, ruhun ÅŸad olsun!..

FERMANDAR AVAREÅž FIRAT


© Fermandar Mini Forum - Sürüm 3.0.3 (Build 320)  

KategorilenmemiÅŸ

Yorum yapma kapalı.