Bir halkın diriliş öyküsü -3-

Bir halkın diriliş öyküsü: 15 Ağustos atılımı 3

Kürt tarihinde yeni bir başlangıç

15 Ağustos’un 23. yıldönümünde sürecin hazırlanmasında bizzat yer alan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan’la görüştük. Eylem kararının hazırlık toplantılarında nasıl ve nerelerde ele alındığını anlatan Kalkan, her şeyden önce eyleme ciddi yaklaştıklarını söyledi. 15 Ağustos’la birlikte Kürt tarihinde yeni bir başlangıca imza attıklarını belirten Kalkan, o gün yaşadığı duygu ve düşünceleri hala gençlik ruhuyla taşıdıklarını ve taşıyacaklarını vurguladı. Duran Kalkan’la 15 Ağustos’u konuştuk. Duran Kalkan 15 Ağustos kararı ve kararın eylem birimlerine ulaştırılması sürecini anlatıyor: 15 Ağustos atılımı, bir süreci ifade ediyor. Süreç içerisinde birçok toplantı yapılmış ve bu toplantılarda alınan kararlar söz konusu. En temel karar 82 yazında gerçekleştirilen ikinci kongrede oldu. Hem stratejinin kabulü silahlı direnişin kararlaştırılması hem de ülkeye o temelde dönüş kararı ikinci PKK kongresine aittir. 83 yılı boyunca yine 84 Şubat ayında parti merkezinin bir toplantısı yapılmıştı. Daha çok örgütsel sorunlar tartışılmış olsa da silahlı direnişin geliştirilmesinin önünde de bir kararlılık orada da oluşmuştu. Bu toplantının ülkeye taşırılması sürecinde silahlı direnişin geliştirilmesi, Güney ve kuzey Kürdistan sınır zemini üzerinde oldu. Ardından daha da somutlaşmak üzere genel planda hazırlanan ve oluşturulan kararlar tam isteneni vermeyince haziran sonunda temmuz başında önce Lolan’da sonra Zap yakınında Kurejahro ile Şikefta Birindara arasında iki toplantı oldu. Lolan’daki toplantı daha çok Önderlik sahasından gelen Fuat arkadaşın Önderliğin değerlendirmelerine ilişkin tuttuğu notların tartışılıp planlaması temelinde geçti. Birçok konuda geniş değerlendirmeler yapmıştı Önderlik, Fuat arkadaş da onları not almıştı. Toplantıya katıldı ve bütün perspektifleri aktardı. Pratik durumu değerlendirdik ve Kürdistan Kurtuluş Birliği HRK’nin kurulmasına, askeri birlik yaratmaya karar verdik. Yine kitle çalışmasını nasıl yürüteceğimizi değerlendirdik. Doğrudan devlet güçlerini hedefleyen bir askeri eylemle öyle bir gerilla örgütlemesi temelinde başlamayı doğru bulduk, kararlaştırdık. Bu temelde düzenleme ve görevlendirmeler yaptık. HRK’nin birliklerini silahlı propaganda birlikleri biçiminde üç temel birlik olarak düzenledik. HRK’nin kuruluşuna ilişkin bildiri hazırladık, basımını yaptık. Daha sonra bütün bu karar düzeyini ve materyalleri alarak, Şikefta Birindara dediğimiz Zap yakınlarında bir sahaya gittik. Elli kişi civarında orada bir toplantı yaptık. Daha çok eylem planlaması üzerinde durduk. Bütün Zagros-Botan hattını içine alacak bir zemini eylem alanı yapmayı hedefleyen bir karara ulaştık. Ancak üç takımlık silahlı propaganda takımı kararlaştırmıştık. Her bir takım için bir kasaba olmak üzere üç kasaba. Bunlar kasabanın en küçük alanıydılar. Bir de bir üçgendi. Çevre en azından eylemi duyacaktı, çevre duydu mu bütün Zagros ve Botan hattı haberdar olmuş olacaktı. 15 Ağustos tarihini de orada kararlaştırdık. Herhangi bir şey değil, akılda kalacak bir zamandı. Böylece Lolan’da HRK’yi kararlaştıran, hazırlayan, düzenlemeyi yapan, kitle çalışması birimlerini örgütleyen yaklaşım bu Şikefta Birindara’daki toplantıda askeri eylemlerin zamanını, içeriğini, yerini kararlaştırmaya kadar gitti.

‘İnanç ve kararlılık vardı’

15 Ağustos eylemine başta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olmak üzere bütün PKK’lilerin ciddi yaklaştığını ve bu inançla katıldıklarını aktaran Kalkan şunları söyledi: ‘15 Ağustos atılımının hazırlığını yapıyor ve yürütüyorken, elbette oldukça ciddi bir yaklaşım söz konusuydu. Özellikle Önder APO yönetimi, ciddi bir duruş sahibiydi. Yapılan işlerin Kürt tarihi açısından bir dönemeç oluşturacağı, yeni bir tarihsel süreci başlatacağı inancı ve iddiası mevcuttu. Bu anlamda da yeni ciddi ve büyük gelişmeler ortaya çıkartacak bir işe girişildiği biliniyordu. Buna inanç vardı elbette. Zaten bu inanç insanları ülkeye geri döndürdü. En zor koşullarda, hiç tanınmayan alanlarda gerilla hazırlık çalışmasının yapılmasını sağladı. Eğer önemli bir bilinç yoğunlaşması, inanç ve irade gelişimi olmasaydı böyle bir adım kesinlikle atılamazdı. Zorluklar olabilir, düşman farklı biçimlerde saldırabilir, kayıplar verilebilir. Bunlar kestiriliyordu ancak işlerin başarıyla yürütüleceğine dair inanç vardı, istek vardı. Nitekim 2 Mayıs 1983′te, Karasungur arkadaşların şehit düşmeleri bu konuda biraz daha gerçekçi ve somut yaklaşma durumunu ortaya çıkartmıştı. Ama bu durum, mücadeleye ve başarıya olan inancı azaltmamış tam tersine bu şahadetlerin anısına da sahip çıkmanın gereği olarak, tüm arkadaş yapımızda mücadele azmini ve kararlılığını da daha da artırmıştı. Özellikle 15 Ağustos atılımına öncülük eden ve bu atılımı ilerletmek için her türlü zorluğu göğüsleyerek bir an bile savaşmaktan geri durmayan başta Komutan Agit yoldaş olmak üzere, Erdal (Mehmet Sevgat) gibi çok sayıda parti militanı kesinlikle daha büyük karar ve inançlılıkla, 15 Ağustos atılım gerçeğine yürüdüler. Devam etmesi konusunda da özellikle önder APO’ya duyulan güven ve inanç bunu veriyordu. Zindan direnişçiliği de bu temelde gelişti zaten. Büyük ölüm orucuna giderken zindan direnişçileri, önder APO öncülüğünde PKK’nin mücadelelerini zafere kadar devam ettireceğine dair kesin inandılar. Bunu açıkça ifade ettiler. Bu temelde o kahramanlık eylemine girdiler. Aynı inanç kararlılık ve öngörü 15 Ağustos atılımında vardı.’
Mahsum Korkmaz’ın günlüğünde 15 Ağustos
PKK’nin komutanlarından Mahsum Korkmaz (Agit) 15 Ağustos eylemini günlüğüne şöyle not düşmüştü: ‘İşte dört yıldan beri birçok ülke ve sınırı dolaşarak, içeride uzun zamandan beri hazırlığını yaptığımız gün nihayet gelmişti. İçimde büyük bir rahatlama hissettim ve ağzımdan cevap olarak çıkan ilk söz ‘İyi ama çok geç bu, daha erken de olabilirdi.’ Her şeye rağmen bizleri çok sevindiren bir haberdi bu. Ertesi gün yapılan toplantıda HRK bildirisi ve silahlı propaganda yönetmeliğinin okunmasının ardından yönetmelik uyarınca herkese ‘Hazır olan el kaldırsın’ der demez bir anda bütün eller şimşek hızıyla yukarı kalktı. Hazır olmayan yoktu. Yönetmelikteki devrim andını hep birlikte okuyalım dedim ve o anda havaya kalkmış sıkılı yumrukların eşliğinde dağları çınlatan gür bir ses dalgası yankılanmaya başladı.’

İlk kurşun

15 Ağustos eyleminin tarihte yeni bir başlangıcı ifade ettiğinin altını çizen Kalkan, eylem sonrasında yaşadıkları duyguları, heyecanı ise şöyle dile getirdi: ‘Eylemin karar ve planlayıcılarından, hazırlıklarını yapanlardan olduğum için, tarihini ve eylemin yapılacağını biliyordum. Fakat düşmanın gizleyeceği yönünde endişelerimiz söz konusuydu. Nitekim pratikte öyle oldu. 16 Ağustos geçti, eylemlere dair basında hiçbir şey yer almadı. 17 Ağustos sabahı oldu, yine herhangi bir şey çıkmadı. Bu bizde birlikte olduğumuz arkadaş çevresinde belli bir endişe yarattı. Fakat 2 gün gizledikten sonra, düşman daha fazla sansür koyamadı eylemlere. 17 Ağustos akşam bülteninde BBC radyosunda eylemlerin olduğunu, PKK’nin 12 Eylül rejimine karşı beklenen Kürt direnişini başlattığını ilan etti. Belli bir yorum da söz konusuydu. O zamana kadar 12 Eylül rejiminin yaptıklarını özetleyen bir haber biçiminde bunu verdiler. Bu tabi bekleyip duyamadığımız haberin biraz geç duyulması olarak bizde büyük coşku-heyecan yarattı. Zaten biz de Şemdinli eylem sahasına yakındık. Şemdinli güçlerinin en son hazırlıklarını da yapıp bizzat eylem alanına gönderilişini örgütlemiştik. Fakat dönüşte bize ulaşmaları söz konusu değildi. Farklı sahalara hareket edeceklerdi. O nedenle de pratik bilgilenme imkanımız olmadı. 17 Ağustos akşam bülteninde BBC radyosu Eruh ve Şemdinli eylemlerinin gerçekleştiğini ilan edince, tabi planlarımızın başarılı olduğunu ve hesaplanan politik etkiyi yaptığına dair inancımız oluştu. Başarı sağlandığını gördük. Tıpkı 14 Temmuz direniş kararını açıkladığında, Xeyri arkadaşın cezaevindeki bazı arkadaşlara ‘başardık, başardık ‘ diye duygularını sevinçle aktarmasına benzer bir duyguyu yaşadık. Gerçekten de 15 Ağustos eylemliliği olmak durumundaydı. Tarih artık bu biçimde ilerlemek zorundaydı. Bunun mutlaka tarihe yüz akıyla çıkabilmemiz için, başarısını sağlamalıydık. Öyle bir kilitlenme söz konusuydu. Eylemlerin başarıyla gerçekleştiği haberi bizde tarih karşısında, gerekli adımı atma gücünü başarıyla gösterdiğimiz hissini verdi. Büyük heyecan duyduk. Tabi gelişmelerin nasıl olacağının belirsizliği de bu heyecanı artırıyordu ancak bir kere bu büyük tarihsel adımın atılabilmiş olmasının verdiği duygu heyecan başkadır. Bugün bile insanın duygularında yaşayan bir gerçeklik bu. Zaten tüm halk da böyle algıladı. Yeni bir tarihin başlangıcı olarak gördü. Bilim insanları bunu ilk kurşun olarak değerlendirdi. Kürt insanının ve halkının kendi gericiliğine sıktığı kurşun diye tanımladılar. Dolayısıyla Kürt özgürlük tarihinin başlangıcını ifade etti. Büyük bir bilinç ve tecrübe oluştu. Yeni kuşaklar eskinin tecrübesini alarak daha az hata yapar ve daha çok başarı kazanır hale geldiler. Bu anlamda güvenleri arttı. Bilinç düzeyleri gelişti, iradeleri pekişti. Kimliklerine ve özgürlüklerine daha büyük bir tutkuyla sarılma durumları ortaya çıktı. Şimdi Kürt gençliği bu heyecanı yaşıyor. Böyle büyük bir mirasa sahip dolayısıyla da daha bilinçli, daha cesur, daha direngen ulusal kimliğe ve özgürlük değerlerine daha güçlü sahip, dolayısıyla da kendini örgütlemede halkın örgütlenmesine öncülük etmede daha fazla bir rol sahibi. Şimdi böyle bir düzeyin ortaya çıkmış olması bizim için tabi en büyük hediyedir. Bu oldukça önemli. PKK bu anlamda bir gençlik hareketi oluyor. İhtiyarlamak ve ölüm diye bir şey yoktur PKK’de. Genç başlamak ve genç başarmak vardır. Her zaman genç kalmak, gençlik ruhunu ve dinamizmini yaşamak ve yaşamı bu biçimde sonuna kadar götürmek esastır.’ KANDİL

Hazırlayan: Zozan Sima -ANF

Kategorilenmemiş

Yorum yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.