Bir halkın diriliş öyküsü -2-
Bir halkın diriliş öyküsü: 15 Ağustos atılımı 2
‘15 Ağustos ruhu zafere yürümektir’
Kürtlerin 15 Ağustos 1984′ten sonra oldukça önemli bir toplumsal değişim yaşadığını ve kendi toplumsal örgütlülüğünü kazandığını belirten KCK Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Cemil Bayık, elde edilen bu düzeyin artık geri dönüşü olmayan bir süreci ifade ettiğini dile getirdi. Sömürgeci güçlerin 15 Ağustos 1984′te olduğu gibi bugün de Kürtlere yönelik imha ve inkar politikalarını sürdürdüğüne işaret eden Bayık, buna karşı direniş çizgisinde mücadele çağrısı yaptı.
Hareket olarak 1983′te 15 Ağustos Atılımı’nı gerçekleştirmeyi kararlaştırıyorsunuz. Fakat hamle bir yıl sonrasında gerçekleşiyor. Ertelenmesinin nedeni neydi?
Aslında bu yönlü kesin alınmış bir karar yoktu. Fakat partimizin ikinci kongresinden sonra bu yönlü bir planlama vardı. Bu planlamaya göre hareketin ülkeye taşırılması, gerilla için ön hazırlıkların yapılması ve bu hazırlıklar tamamlandığında gerilla mücadelesine geçilmesi kararı alınmıştı. Ancak bu planlama biraz esnek tutulmuştur. Altı ayla bir yıllık bir süre içerisinde bu görevlerin gerçekleştirilmesi söz konusuydu. Bu yönlü bir planlama yapılmıştı ancak bu süre sarkmıştır. Yani 84 Ağustosu’na kadar gelmişse burada planlanan hedeflerin zamanında yerine getirilmemesi bu sarkmaya yol açmıştır. Bunun nedeni de o dönem bütün bu planlamayı ülke sahasında yerine getirmekle yükümlü pratik yönetimin zamanında hayata geçirmemesidir. Hatta yer yer hatalara düşmesi ve geriye çekmesidir. Tabii ki Rêber APO bu sürecin uzamasını ve öne sürülen gerekçeleri doğru görmemiş ve eleştirmiştir. Çünkü Ortadoğu sahasında yapılması gereken bütün çalışmalar yapılmıştı. Yapılması gereken ülke sahasında bu gücün mevzilendirilmesi ve gerilla mücadelesi için silahlı propagandanın 6 ay içerisinde tamamlanmasıydı.
15 Ağustos tarihi dışında hamleyi başlatmayı düşündüğünüz bir tarih oldu mu?
Esasında bu hamle 14 Temmuz’da başlatılacaktı. 14 Temmuz direnişçilerinin anısına bağlı kalma adına bu tarih seçilmişti. Fakat hazırlıkların bu tarihe yetişmeyeceği görülünce bu tarih yerine 15 Ağustos seçildi.
Mahsum Korkmaz’la nerede tanıştınız ve daha sonra nerelerde birlikte kaldınız?
Mahsum Korkmaz arkadaşla daha yurtdışına çıkmadan tanışmıştık. Ben partiyi örgütlemekle görevliydim. Bu örgütleme sırasında Mahsum Korkmaz’la tanıştım. Tanışmışlığım partinin kuruluşundan, 78′den sonradır. Mahsum arkadaş da parti örgütlemesinde görevlendirildi. Daha sonra uzun bir süre görüşemedik. Çünkü kendisi Doğu Kürdistan’a gönderildi.
Neden Doğu Kürdistan’a böyle bir açılım gereği duydunuz?
Doğu Kürdistan’da Şahlığın yıkılmasıyla birlikte ciddi bir boşluk ortaya çıkmıştı. Hem Doğu Kürdistan halkıyla ilişkiler geliştirmek, hem de orada ilerisi için olanaklar yaratmak gerekiyordu. Bu amaçla Mehmet Karasungur ve Mahsum Korkmaz arkadaşlar bir grupla oraya gönderildi. O arkadaşlar önce o alanda, daha sonra Güney Kürdistan’a geçerek sınırlara yakın üstelenebileceğimiz alanlar oluşturmaya çalıştılar. Daha sonra konferans amacıyla Lübnan’a çağrıldılar. Tekrar görüşmemiz konferans sırasında 81′de gerçekleşti. Mahsum arkadaş konferanstan sonra yeni perspektiflerle tekrar Doğu ve Güney Kürdistan’a geçti. Çünkü Ortadoğu sahasında çalışmalar belli bir düzeye getirilmiş ve daha sonra bu çalışmalar ülke sahasına taşırılacaktı. Daha sonra 84′lerin başında tekrar ülkeye geldiğimde görüşmelerimiz oldu. Bir müddet sonra onlar 15 Ağustos’u gerçekleştirmek üzere çalışmalara yöneldiler. Şehit düşünceye kadar da bir daha yüz yüze görüşmelerimiz olmadı. Ancak şehit düşünceye kadar da ilişkilerimiz vardı. Zaten o dönem merkezi düzeyde ikimiz ülke sahasında bulunuyorduk. Fakat ayrı alanlardaydık.
Siz eylemi ilk duyduğunuzda tepkiniz nasıl oldu, ilk duygularınız nelerdi?
15 Ağustos Kürt toplumunda çok köklü değişiklikler yarattı. Toplum zihniyetinde, düşüncesinde, duygularında büyük bir değişikliğe yol açtı. Toplumda yeni bir yaşam tarzı ve anlayışı, yeni bir kültür ve ahlak şekillenmeye, yeni bir toplum ve kişilik gelişmeye başlandı. Sömürgeci zihniyete dayalı bütün kültür, yaşam, ahlak, kişilik, siyaset ve örgüt büyük bir darbe aldı, yıkıldı.
15 Ağustos kararını alan toplantıda bulunanlardan biriydim. Bu toplantı yapıldığında 15 Ağustos tarihi tespit edilmişti. Yine eylemin nerelerde yapılacağı, ne zaman yapılacağı, ne kadar güçle yapılacağı ve kimlerin bu eylemin hazırlıklarını yapacağı, bizzat eylemin başında kimin bulunacağı ve eylem yapılana kadar ne tür tedbirler alınabileceği tartışılmış, konuşulmuş ve kararlaştırılmıştı. Üç ilçede Şemdinli, Eruh ve Çatak’ta aynı saatte, aynı günde eylemler gerçekleşecekti. Bu eylemlerin pratikte bizzat gerçekleştirilmesi görevi Mahsum Korkmaz arkadaşa verilmişti. Eruh baskınında Mustafa Yöndemlerle birlikte Mahsum Korkmaz’ın kendisi yer alıyordu. Şemdinli baskınının başında Gözlüklü Ali (Abdullah Ekinci), Mustafa Ömürcan onlar olacaktı. Çatak eyleminin başında da Terzi Cemal dediğimiz kişi olacaktı. Eylem yerleri ve kişiler böyle planlanmıştı. Gizliliğin mutlaka sağlanması gerekiyordu. Buna oldukça özen gösterildi. Yine eylem sonrası kamuoyuna duyurulacak bildiri hazırlandı. Hêzên Rizgariya Kurdistan’ın (HRK) hem kuruluşu, hem de 15 Ağustos eyleminin ilanıydı. HRK ilan edildi. Eruh-Şemdinli baskınları gerçekleşmişti. Fakat Çatak eylemi gerçekleşmemişti. Terzi Cemal kendisine göre gerekçeler öne sürerek geciktirmiş, ertelemiş ve ondan dolayı gerçekleşmemişti. Çatak eylemi hariç Eruh ve Şemdinli baskınlarının kayıplar verilmeden gerçekleşmesiyle derin bir nefes aldık. Ancak eylem sonrasını iyi planlayamamıştık. Eylem sonrasını iyi planlayamadığımız için eylemlerin ortaya çıkardığı muazzam sonuçları önceden göremedik. Dolayısıyla da onları mücadelemizin hizmetine sokamadık. En büyük hatayı böylelikle işlemiş olduk. 15 Ağustos eylem sürecini planladığımız gibi arkasını da iyi planlayabilseydik belki de daha güçlü bir mücadele gelişebilirdi. Bunu bilmekte yarar var. Bu hatanın sorumluluğunu hep yaşadık.
15 Ağustos Atılımı Kürt toplum yapısında ne tür değişiklikler yarattı?
15 Ağustos Kürt toplumunda çok köklü değişiklikler yarattı. Toplumu altüst etti. Toplum zihniyetinde, düşüncesinde, duygularında büyük bir değişikliğe yol açtı. Buna bağlı olarak toplumun yaşamında, beğeni ölçülerinde çok köklü değişiklikler gerçekleşti. Toplumda yeni bir yaşam tarzı ve anlayışı, yeni bir kültür ve ahlak şekillenmeye, bu temelde de yeni bir toplum ve kişilik gelişmeye başlandı. Sömürgeci zihniyete dayalı bütün kültür, yaşam, ahlak, kişilik, siyaset ve örgüt büyük bir darbe aldı, yıkıldı. Bunun yerine yeni bir zihniyete dayalı duygular, düşünceler, örgüt ve eylem gelişti. Bütün bunlar çok köklü bir değişimi ifade eder. Ölü sanılan bir halk 15 Ağustos’la üzerindeki ölü toprağı attı ve ayağa kalktı. Ne kadar özgürlüğe tutkulu olduğunu ve özgürlükten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini çok net bir biçimde ortaya koydu ve herkes de bunu görüyor. Kiminde bu bir ürküntü yaratırken, kiminde ise büyük bir saygı yarattı. 15 Ağustos bugün hala halklara ve özgürlük mücadelesi yürütmek isteyen güçlere büyük bir umut vermeye devam ediyor.
Kürt kadını bugün kendi özgün ordulaşmasını gerçekleştirdi. Bunda 15 Ağustos’un nasıl bir etkisi var?
15 Ağustos ruhuyla direnmek zafere yürümektir. Nasıl ki, 15 Ağustos tarihsel hamlesiyle bugünü yakaladıysak, yine bu ruhla imhaya karşı direnirsek, bu bizi zafere götürecektir. Zafere olan inancımla tüm halkımızın 15 Ağustos bayramını kutluyorum
15 Ağustos en çok da Kürt gençliğini ve kadınını etkiledi. Kürt kadınında büyük bir değişim ve dönüşümü gerçekleştirdi. Evinden çıkamayan, komşusuna gidemeyen, varlığı yokluğu adeta bilinmeyen Kürt kadını, 15 Ağustos hamlesiyle birlikte büyük bir iradeye kavuştu. Bütün o baskılardan, geriliklerden kendisini arındırdı. Kendi özüne kavuştu. Kimliğini ve iradesini elde etti. Onun için de Önder APO’ya ve PKK’ye bağlılığını geliştirdi. İlk kez Kürdistan’da Kürt kadını baskılara, eşitsiz seçim yasalarına, engellemelere rağmen Kürt halkının büyük bir desteğiyle parlamentoya 8 adayla gidebildiyse, bu, 15 Ağustos Atılımı’nın açtığı yolda yürümesinin sonucudur. Önder APO’nun Kürt kadınına tarihteki gerçek yerini vermesinin ve kadının da Önder APO’nun bu çağrı ve çabalarına karşılık vermesinin sonucu olarak ortaya çıktı. Toplumun demokratikleştirilmesinde büyük bir rol oynadı ve bütün dünya Kürdistan kadınının bu ayağa kalkışını, özgürlük mücadelesinde cesurca ve kararlıca yürümesinin neyin sonucunda gerçekleştiğini anlamaya çalışıyor ve hayretle karşılıyor.
15 Ağustos ve sonrasında gençliğin mücadeleye katılımı ve yine mücadeleden etkilenmesi nasıl oldu?
15 Ağustos tarihsel hamlesinden en çok yararlanan bir kesim de Kürt kadınıyla birlikte Kürdistan gençliği oldu. Eskiden hiçbir rolü olmayan Kürdistan gençliği bugün büyük bir ordulaşmaya kavuştu. HPG’de ifadesini buldu. Kürt gençliği 15 Ağustos’la büyük bir örgütlenme ve eylem gücüne kavuştu. Bugün Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesinde en önemli öncü güçlerden biri haline geldi. Kürdistan kadını ve gençliği özgürlük ve demokrasinin tadını ve ruhunu almıştır. Artık hiçbir güç Kürdistan gençlik ve kadınını özgürlük ve demokrasi mücadelesinden alıkoyamaz.
15 Ağustos Atılımı yeni nesiller yaratmaya devam ediyor. Gün dolayısıyla yeni nesillere ve Kürt halkına neler söylemek istersiniz?
Yeni bir 15 Ağustos’u yaşadığımız bugünlerde Kürt kadın ve gençliğinin 15 Ağustos ruhuyla kendisini daha da büyütüp başarıdan başarıya koşması ve kendisiyle birlikte Kürt halkını başarıya götürmesi gerekiyor. Türk sömürgeci devleti hâlâ inkar ve imha politikasını sürdürmede kararlı görünüyor. Nasıl ki bu zihniyete karşı 1984 15 Ağustosu’nda tarihsel bir hamle ile karşılık verdiysek bugün de aynı zihniyete karşı, aynı ruhla ve ondan daha güçlü bir direnişle karşı durmamız gerekiyor. Bu zihniyet sahipleri kendilerini tehlikede görüyor ve bu tehlikenin de Kürtler tarafından olduğunu düşünüyor. Kürtleri ezmek için kendilerini yeni baştan düzenlemeye çalışıyorlar. Açıkça anlaşılıyor ki, ne kadar direniş o kadar özgürlük ve demokrasi formülü her zamankinden daha fazla önümüze çıkıyor. Çok açık görülüyor ki, büyük bir direniş ortaya koymadan, sömürgecilerin imha amaçlarını boşa çıkarmadan sömürgeciler imhadan vazgeçmeyeceklerdir. Halkımız direnişi cesurca boyutlandırırlarsa Türk sömürgeciliğinin bu direnişe daha fazla dayanma şansı yoktur.
Türk sömürgeciliği mücadelemiz sonucu oldukça sıkışmış durumdadır. Onun için Yaşar Büyükanıt, ‘Türkiye kurulduğundan beri böyle bir tehlikeyle karşılaşmamıştır’ demektedir. Siyasetinden toplumuna, devletine kadar Türkiye’yi yeniden yapılandırarak bu tehlikeyi karşılamaya çalışıyor. AKP’yi sistemin içine çekerek 80 yıllık Kemalizm-İslam çelişkisini uzlaşmayla tamamlayarak, Kürtleri yalnız bırakıp AKP’yi de kullanarak sonuç elde etmek istiyor. AKP sistemde daha iyi yer edinmek için Kürdistan’ı fethetme çağrısında bulunuyor. Devlet AKP vasıtasıyla Kürdistan’da kaybettiği itibarını, otoritesini yeniden sağlamak istiyor. Bu amaçla AKP’yi Kürdistan’da güçlendirip, egemen kılıp kullanmak istiyor. AKP de siyasetiyle buna cevap veriyor. Halkımızın AKP’nin bu gerçeğini bilerek AKP’ye karşı doğru ve yerinde bir tutum sergilemesi gerekiyor. Devlet Kürdistan’da yarattığı yıkımla, ekonomik ve ahlaki çöküntüyle Kürt halkını bitirmek istiyor. Tek bir umut olarak AKP’yi önüne koyuyor. AKP’ye karşı kararlı bir mücadele yürütmeden Türk devletinin Kürtler üzerindeki iğrenç oyunlarını boşa çıkaramayacağımızı bilmemiz gerekiyor. Yeni bir 15 Ağustos’un yıldönümünde bu gerçeği bilerek oynanmak istenen oyunlara karşı cesurca direnerek boşa çıkarmak gerekiyor. Nasıl ki onlar bizim umudumuzu kırmak istiyorsa bizim de onların tek umudu olan AKP ayağını boşa çıkararak kırmamız gerekiyor. Bunu kırdığımızda çözümün önü açılacaktır. Onun için önümüzdeki günlerin mücadelenin şiddetleneceği günler olması büyük bir olasılıktır. Halkımızın ve onun öncü güçleri olan kadın ve gençliğin 15 Ağustos ruhuyla kendilerini daha da büyüterek direnişi güçlü geliştirmeleri gerekiyor. Ben bu temelde bütün halkımıza şunu söylemek istiyorum: 15 Ağustos ruhuyla direnmek zafere yürümektir. Nasıl ki, 15 Ağustos tarihsel hamlesiyle bugünü yakaladıysak, bu ruhla yine imhaya karşı direnirsek, bu bizi zafere götürecektir. Zafere olan inancımla tüm halkımızın 15 Ağustos bayramını kutluyorum.
Hazırlayan: Halit Ermiş
Kategorilenmemiş